Ah o kör olası final pasları

Beşiktaş, iki ‘futbol Türkü’nü de katıp kontenjanını dibine kadar kullanarak sekiz ithal oyuncuyla çıktı. Trabzonspor’un galibiyet golünü ise ‘yerlinin yerlisi’, Trabzon doğumlu, altyapı mahsulü Mustafa Yumlu attı. 1.91’lik stoper çok da genç değil, 23 yaşında; beğenilmeyip yollanmış, havali takımlarında kendini gösterip geri alınmış. Trabzonspor bu sezon Avni Aker’de ikinci İstanbullu’yu da yendi; üstelik İstanbulluların en dişlisini. Şampiyonluk umudunu yükselten alametler. Buna karşılık öne geçtikten sonra yaşanan panik, kırılganlık alameti. Bilhassa hücuma dönük oyuncularının bencillikleri, son hareket ve final paslarındaki güvenilmezlikleri, bir başka zaaf. Guiterrez, 90+’larda iki sarı görerek, güvenilmezliğinin sadece gol vuruşuyla ilgili olmadığını gösterdi.
İstanbul Belediyesi-Bursaspor, ligin en uzun süredir işbaşında bulunan iki hocanın karşılaşması. Ertuğrul Sağlam 1 yıl 9 aydır, Abdullah Avcı 3 yıl 3 aydır aynı işyerinde. İki takım da ilk kez berabere kalırken, Bursa ilk defa puan kaybetti. Şampiyonda bir konsantrasyon gevşemesi, bir zihin yorgunluğu görülüyor. Gerçi, kâfi pozisyonu yine buldular. Son harekette ya da teknik direktörlerin birkaç yıldır sevdiği tabirle ‘final pasında’ yapılan hatalar, golü engelledi. Dilenci gözlerime, futbolumuzun problemi, final paslarından önce, yarı final, çeyrek final hatta eleme turu paslarında başlıyormuş gibi görünüyor ya, neyse.

Yobo’yu pas geçmeyin

Fenerbahçe Gençlerbirliği’ni erken gollerle, hiç müşkülat çekmeden yendi. Savunma siyahı Yobo, hücum siyahları Dia-Niang’dan önemsiz bir katkı değil Fener’e. Futbolcuların maç içinde intikam peşinde sıcak takiplerini bilirsiniz değil mi? Cem Can’ın, az evvel itiştiği Emre B.’yi şutla edep yerinden şişlemesi, sıcak bir intikam mıydı? Emre B.’nin yüzünde küçük bir yaralanmaya yol açan bir darbe alışından birkaç dakika sonraki sarı kartlık sert girişi, kesin intikam.
Yeni çıkan bir takımın hızını alamayıp yukarı koşması, güzel bir lig hikâyesidir. Bu senenin sürprizi: Karabükspor. Bu hafta, dökülen Galatasaray karşısında ömrünün ilk galibiyetini alarak, Beşiktaş ve Fener’le aynı puanla 6. sıraya tırmandı. Karabük’ün erdemi, yeniler arasında, geçen seneki mürettebatını dağıtmamaya en fazla özen gösteren kulüp olması. Teknik direktör Yücel İldiz’le devam ettiler. Onun 20 yıllık kariyerinde, 2001/02’de sezon başı birkaç haftalık Malatyaspor çilesi dışında 1. Lig tecrübesinden yoksun bir hoca olmasına aldırmadılar. Galatasaray karşısında ilk on birlerinde dört, sonradan giren iki oyuncu geçen senedendi. Ceyhun’un üst versiyonu sayabileceğimiz Cernat, kara dozer Emenike, önemli aletler. Ev tipi statları da bir avantaj. Bazı ‘alakasız’ futbolcuların gol bahtı açılıverir ya bazen. Normalde gol işlerine bakmayan Esesli Koray’ın geçen sene üst üste iki maçta üç sayı yapması gibi. Şimdi de, Karabükspor’un Fransa doğumlu 25 yaşındaki orta saha oyuncusu Hakan Özmert. Antalyaspor’da iki Süperlig sezonu boyunca cem’an üç gol atan Hakan, üç haftadır birer birer saydırıyor.
İki hafta duraklayan Kayserispor, Manisa’da kazanarak yürüyüşünü sürdürdü. Teknik direktör değişimiyle naralanarak iki hafta daldan dala uçan ‘Tarzan’, yere indi. Sivaspor-Antepspor berabere kalarak alt-ortada yerlerinde saydılar.

Mancınık taçlar!

Ankaragücü Konyaspor’u farklı yenerken, taç atışının marka değerini yükseltti. Galibiyete açılan 2. ve 3. goller Güven Varol’un altı pasa yolladığı mancınıklardan geldi (ilki bildiğiniz asist). Ankaragücü’nün beraberliği yakaladığı ilk golün karambolü de Güven’in ceza alanına parabollediği (veya Delap’ladığı) taç atışından doğmuştu. Ankaragücü gibi Antalyaspor da ilk golü yediği maçta fark attı. Dipteki Kasımpaşa son üç maçında bir düzine gol yedi.
Buca, Eses karşısında gol kaçırmanın bütün türlerini tecrübe etti. Eses’e A-2 takımının hocası emaneten mukayyet oluyordu. Hakem Suat Aslanboğa da gösterdiği sarı kartı yardımcı hakemden emanet aldı. Zira elini attığında ne göğüs, ne arka cebinde yoktu sarılar kırmızılar. Maçın temiz geçeceğine bu kadar mı güvenmişti? Yoksa futbolun 1970 öncesi çağını mı yaşatmak istiyordu; kartların olmadığı, uyarının da ihracın da ‘söz ağızdan çıkar’ şövalyeliğiyle yapıldığı? İnsanların aklına başka şeyler de gelebilir. Düşünün, bir arama yapılsa, diyelim Batuhan’dan çıksa kartlar?

Tanıl Bora/Radikal