Az gider uz gider, dere tepe düz gider. Ulu bir çınar gölgesinde dinlenmek üzere soluklanır. I-phone'undan çıkardığı buz gibi ayranını yudumlarken bir yandan da "r10 nooldu acaba" diye iç geçirmeye başlar. Sıcak hava bir şamar gibi yüzüne yüzüne tokadı indirmektedir. "Paris bu kadar sıcak mıydı ki? Bu kumlar nereden çıktı" der. Kafası karışmıştır. Bu hikayenin kendisini buralara getireceğini hiç ummamıştır. Üstelik yol sorarken yanlışlıkla Bağdat'ı sormuştur.