Kartal’ın başının tabelaya göre “göğe değeceğini” düşünenler Beşiktaş’ın kendileri için ne ifade ettiğini düşünsün. 90 dakikayı sahadaki 22 kişinin birbirleri ile mücadelesinden ibaret görenler için gerçek zaferlerin tabelada yazılmadığını anlamalarını beklemiyoruz. Çok daha geriden başlamak lazım. Arma’nın Asından, Beşiktaş’ın B-sinden başlamak.


Beşiktaş ezeli rakibi Fenerbahçe’yi Kadıköy’de 5-1 yenmiştir. Kaçımız haberdardır bu sonuçtan? Buna rastlayacağımız yer tarihin puan cetveli sayfasıdır, karşımıza çıkarsa görürüz. Kaçımız o maça ilişkin bir şeyler söyleyebilir? Mesela Süleyman Saba’nın “keşke 3-1’den sonra rölantiye alsaydık” rivayetini şimdi kaç kişi biliyordur acaba? O, 5-1 lik galibiyet 8-1’ lik bir galibiyet dahi olsaydı spor tarihine bir istatistiki değer olarak geçer ve öyle de kalırdı. Öyle olsaydı babadan oğla gecen hiçbir şey olmazdı. Aynı Beşiktaş’ın rakibini yine Kadıköy’de üç sıfırdan dokuz kişi ile mücadele ederek üstelik kalecisiz maçı 4-3 kazanması bir istatistik olmaktan çok daha fazlasını barındırıyor şimdi. Tıpkı ilk yarısı 3-0 biten Harp Okulu maçında Baba Hakkı’nın « dönüş biletlerini yırtar, İstanbul’a yürüyerek dönersiniz » demesinden sonra maçı 6-3 kazanmasını bilen Beşiktaş gibi.

“10-0’lık tarihi Adanademirspor maçından sonra o günün en çok gol atan oyuncusu Ali Gültiken’in kendisiyle röportaj yapmak isteyen gazeteciye söyledikleri, binlerce golden ve puandan çok daha tarihi bir zaferdi: “Lütfen burada konuşmayalım, Adanademirsporlu arkadaşlarımız da bu işten ekmek yiyorlar… Onların yanında sevinemem, büyük saygısızlık olur””


İnsanlıktan nasibini almamışlara sözümüzdür.

Sekiz sıfır yenilmenin ******** olmaktan daha yeğ olabileceğini idrak edemeyen Beşiktaş’lı olamaz diyorsak! sizlere bu cümleyi de idrak edecek “zekaya” nail olabilme şansını veriyoruz demektir; iyi kullanın!

forzA BEŞİKTAŞ