Bir hayalin yok olmasıydı, hüzün
Siyah bir gülün kanaması,
Bitmiş bir yargının sonuna, koyu bir virgülün konulmasıydı.
O virgülün peşine, üç noktanın takılmasıydı, belki de…

Yüzün, sonsuzluk kadar kirli,
Özgürlük kadar siyah,
Bir yalan kadar gerçekçiydi.
Yüzün, bir sebebin sonuç haliydi
Yüzün, kapkara bir hüzündü; kural ihlaliydi!

Bir deniz kadar, temizdi adın.
Okyanus kadar sonsuz.
Olmayacak bir hayal kadar yalan,
İçinde boğulacak kadar derindi.
Senin adın, ismin her haliydi!

Paslı bir jiletin, çıkardığı yankıya benzerdi sesin.
Ve o jiletin ardında bıraktığı kan deryasıydı nefesin.
Bir küfürün ağızdan çıkmadan önceki haliydi,
Derin bir sessizlikti, sesin…

Ve sen;
Başladığım her cümlenin öznesiydin, tümleciydin sen.
Yargısız bir infazın, yargısıydın,
Devirdiğim her cümlenin yüklemiydin.
Sen benim, devrik cümlemdin,
Hiç bir zaman, bitiremediğim…