1 Tenefüs , Tek Taraflı Aşk

Liseye yeni geçmiştim, yeni arkadaşlar, yeni yüzler, yeni zil sesi. Sınıfıma girmiştim, en arka pencere köşüne oturdum.
Yanlız kalmak istiyorum, böyle can çekişen bir yaşamım da sınıfta bile yanlız kalmak istiyordum. Her neyse;
Sıralar yavaş yavaş doluyor, yeni yüzler yavaş yavaş belli oluyordu. Son 3 sıra, son 2 sıra, ve bir yanım boş kalmıştı.
Sevinmeye başladım, 1 sene boyunca yanlızlığımla oturacağım diye. Neden sevinmeyim ki, bir yanlızlığım terk etmemişti beni.
İlk dersimiz başlıyor gibiydi, hocamız geldi herkez tek tek ayağa kalkıp adını soyadını söylüyordu. Tam bana gelmişti ki,
Kapı aralandı evet o gelmişti baharlarımın prensesi, çıplak bir hançer gibi yüreğimde yatan bir sevda girmişti içeriye.
Sanki bir anda güneş girmişti sınıfa, dondum kaldım o an ne yapacağım bilemedim. Geldi yanıma oturdu,
Küllenmiş bir mangal gibi kendimden geçmiştim. Kendimi tanıttım Metehan Akdeniz dedim oturdum sırama, onun kendini tanıtmasını bekliyordum.
Kalktı ayağa adını söyledi, adı Mehtap idi. Mehtap, can çekişen hayatıma pansuman olacak insan bu işte bu demiştim!
Tenefüs gelmişti, zil çalar çalmaz masumca elime bir kağıt bir de kalem aldım içimden geçenleri yazdım öylesine.
Kantine inmişti o masum yüzlü çiceğim, kantin sırasına girmişti bende girecektim ama cebimde 3 kuruş yoktu.
Utanmıştım işte, bilmiyorum utanmıştım delicesine. Ama bende girdim sıraya, onunla cebimde 3 kuruş olmasa'da aynı sırada olmak oda güzeldi be güzeldi.
Tam elimi uzattım, kağıtı verecektim ki arkadan bir ses geldi. "Hayatım.." ve o işte evet o diyemiyorum, yazamıyorum. Döndü arkasına baktı.
Yapma dedim içimden ne olur Mehtap yapma sus ne olur. Ama olmadı işte, efendim aşkım dedi, tuttu elini. Ne acaip bir duygudur bu ?
Kanlı bir gül yaprağı gibi, rüzgar alıp gitmişti beni. Ondan sonra ne yazmak istediysem buz tuttu kalemlerim. Olmadı hiçbirşey yazamadım.
Keşke dedim kendime keşke. Girmeseydim o sınıfa, almasaydım o kalemi, kağıdı elime. Keşke demeyi sevmem ama keşke işte be keşke.
3 Sene aynı sınıfta okuduk, 3 sene tükendim, 3 sene kendi hayatımda kayboldum. Ve şuanda 19 yaşında, nişanlı. Seviyor musun peki hala diyeceksiniz;
Evet deli gibi seviyorum ama sesimi çıkaramıyorum. O kağıt hala yanı başımda. Her okuduğum da o günler aklıma geliyor ve deliriyorum işte öylesine.
Böyle işte arkadaşlar, şimdi siz söyleyin Allah aşkına. Gerçek aşk sevip , sevilememek midir? Yoksa gerçek aşk, azraille can alma yarışına girmek midir?

Saygılar, Walkie.