HyperFt adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
ışıklı evden çıktığında kız arkadaşın olmayabilir.

Ayrıca içimize ki nurcular faaliyete geçmiş. Namaza davet etmekmişte oymuşta buymuşta. Bırak kardeşim bırak nedir bu masum görünme numaraları, ağlama halleri falan? Davet ettiğinizi iddia ettiğiniz namazın hangi dinin ibadeti olduğunu biliyorsunuzdur sanırım. O dininde yol göstericisinin bir kitap olduğunu. Bu kitabın tüm kitaplardan öncelikli olduğunu. Buraya kadar birbirimize katılıyoruz eminim. İşte senin o namaza davet ettiğin evlerde bu kutsal kitaptan önce, ne idüğü belirsiz bir adamın yazdığı kitaplar öncelikliyse işte orda şüphe doğar. Müslümanlığınızdan şüphe doğar.
Hayatında hiç o kitaplardan açıp okudunmu acaba böyle konuşuyorsun ?
O Kitaplarda anlatılan şu bir hikaye verilip Allah'ın varlığını ortaya koyuyor, ingiliz bir adama kuranı okusan pek bişey anlamayabilir, ancak örnekler göstererek anlatırsan daha iyi anlar.

Örnek Olarak;

Bedevî Arab çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabile reisinin ismini alsın ve himeyesine girsin. Tâ şakîlerin şerrinden kurtulup hâcâtını tedârik edebilsin. Yoksa tek başıyle hadsiz düşman ve ihtiyacâtına karşı perişan olacaktır. İşte böyle bir seyahat için iki adam, sahraya çıkıp gidiyorlar. Onlardan birisi mütevazi idi. Diğeri mağrur... Mütevazii, bir reisin ismini aldı. Mağrur, almadı... Alanı, her yerde selâmetle gezdi. Bir kâtıü't-tarîka rast gelse, der: "Ben, filân reisin ismiyle gezerim." Şakî defolur, ilişemez. Bir çadıra girse, o nam ile hürmet görür. Öteki mağrur, bütün seyahatinde öyle belalar çeker ki, târif edilmez. Daima titrer, daima dilencilik ederdi. Hem zelîl, hem rezil oldu.

İşte ey mağrur nefsim! Sen o seyyahsın. Şu dünya ise, bir çöldür. Aczin ve fakrın hadsizdir. Düşmanın,hâcâtın nihayetsizdir. Mâdem öyledir; şu sahranın Mâlik-i Ebedî'si ve Hâkim-i Ezelî'sinin ismini al. Tâ, bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisatın karşısında titremeden kurtulasın.

Anlayabilene herşey..