İranlılar, iyilikleri, sözleri, davranışları, yakınlıklarıyla gönlümüzü fethetti, bizi nasıl seviyorlar, nasıl derinden, candan ilgi gösteriyorlar. Hayatımda Türk olup bu kadar adam yerine hiç koyulmamıştım. Birkaç dakika sonra zaten İran’ı unutuyor, kendinizi Sivas’ın, Ankara’nın bir sokağındaymış gibi hissediyorsunuz. Çünkü, İranlılar’ın, kaşları, gözleri, duruşları, yüzleri, samimiyetleri, herşeyleriyle bize çok benziyor, benzemek dahi fazla, tıpatıp bizim halkımız. Türkiye’ye dünya milletleri içinde bu kadar benzeyen başka ırk, kavim, kültür, memleket, yok. Bütün bunları görünce, molla, Humeyni, İslam, rejim, baskı gibi düşünceler seyahatinizde ikinci sıraya düşüyor, hatta önemsizleşiyor. Bunun çok köklü sebepleri var. Bizler Anadolu’ya İran toprakları üzerinden geldik, asırlar boyu İran’da Türk boyları hükümdarlık yaptı. İşte Safaviler, işte Afşar, Kaçar hanedanlıkları. Birbirimize öyle karışmışız ki, kaş, göz, yüz, söz, siyaset, fıkra, şiir, mimari, ev hali, sokağımız, muhafazakarlarımız, herşeyimiz ortak ve aynı!..