5 DOLAR
New York'tan Los Angeles'e giden uçakta cingöz bir avukat ile sarışın bir hanım yan yana oturuyorlar. Avukat hem hanımla yakınlaşmak hem de hoşça vakit geçirmek için bir oyun teklif ediyor. Kabul görünce oyunu anlatıyor:
- Size bir soru soracağım, cevabı bilemezseniz bana 5 dolar vereceksiniz, sonra siz soracaksınız bilemezsem ben size 50 dolar vereceğim.
Ve ilk soruyu soruyor:
- Ay ile dünya arasındaki uzaklık ne kadardır?
Kadın tek söz söylemeden çantasından 5 dolar çıkarıp adama uzatmış.
Soru sorma sırası sarışına gelmiş:
- Tepeye 3 ayakla tırmanıp 4 ayakla aşağı inen şey nedir?
Adam dakikalarca düşünmüş. Yanıtı bulamamış... Cüzdanından 50 dolar çıkarıp kadına uzatmış.
Kadın parayı kibarca alıp çantasına koyarken avukat merakla sormuş:
- Cevap ne?
Kadın tek kelime etmeden çantasını açmış ve 5 dolar çıkarıp adama uzatmış..
__________________________________________________ ________
85 yaşında bir adam doğum hanenin kapısında beklemektedir. Doğum haneden çıkan doktor öyle bir bakındıktan sonra
yaşlı adama sorar:
D: içerde doğum yapan bayan yakınınız mı?
A: Evet, eşim.
D: ama bayan 25 yaşlarında..
A: Tamam işte, eşim o. Niye şaşırdınız, baba olamaz mıyım yani?
D: yoo, aklıma benim dedem geldi de.
A: Nesi varmış dedenizin?
D: Kendisi av meraklısı idi. sürekli ava çıkardı. Ancak yaşlanınca zorlanmaya başladı. Bir gün ava çıkacakken kendisini
uyardık, aman yapma dedecim, sen yaşlandın, ava gidemezsin diye. Kendisi ısrar etti ve hazırlandı. E, tabi yaşlılık, çıkarken tüfek yerine baston aldı eline. Ben de kendisiyle gittim. Ormanda bayağı yol yürüdükten sonra bir geyik gördük. Dedim ya, dedem yaşlı. Bastonu omzuna koydu, doğrulttu ve geyiğe bastonla ateş etti. Geyik o anda vurulup yere düştü....
A: Olur mu, başkası vurmuştur onu.
__________________________________________________ __________
Bir gün Temel ormana ağaç kesmeye gitmiş. Baltasını alıp ağaçları kesmeye başladığı sırada ormanda gezinti yapmakta olan Greenpeace üyeleri Temel'i yakalayıp, evire çevire dövmüşler.
Temel perişan halde evine dönerken, yolda arkadaşlarına rastlamış.
- Uyy, ula Temel, uşağum, ne oldi sağa?
+ Ula birileri geldu, doğanın yengesinu bozmişsun diyerek verdiler sopayi, verdiler sopayi.
işin tuhafı, ben ne Dogan'i tanirim ne yengesinu....
__________________________________________________ ___________
Doktor Temel
Kadının biri rahatsızlığı bulunan oğlunu doktora götürmüş :
- Doktor bey oğlum rahatsız.
- Nesi vardur ?
- Bacakları çarpık, kolları tutmuyor, gözleri iyi görmez ve de pek iyi işitmez.
Temel bunun üzerine kadına döner :
- Lütfen soyinun, sonra da uzanun der.
Kadın şaşkın bir vaziyette,
- Doktor bey hasta olan ben değilim, oğlum hasta.
- Ula anladum da uşağu tüzeltmek, yenisini yapmaktan taha zor.
__________________________________________________ _________
Huzurevinde arka arkaya gelen ölümlerden moralleri bozuk üç arkadaş aralarında dertleşiyorlarmış..
Biri "Azrail'i kandırmak lazım .." demiş.. Öbürleri nasıl, diye sorunca tezini açıklamış..
"Bu Azrail can almaya geliyor ya! Onunla göz göze geldiğimizde
bebek taklidi yapalım.. Bunların yaşı küçük, bir yanlışlık olmalı der,
çekip gider.."
Yaşlılığa ikinci çocukluk demeleri boşuna değil. Bu çocukça fikir diğerlerinin de aklına yatmış.. Başlarına kötüsü geldiğinde ne yapacaklarını birbirlerine belletmişler ..
Aradan zaman geçmiş.. Bir gece Azrail, aynı odayı paylaşan üç kafadarı gece yarısı ziyaret edivermiş..
Orağını yere tak tak tak diye vurduğunda kafadarların üçünün birden gözleri açılmış..
Bakmışlar ki Azrail hazır.. Birinden birini, belki de üçünü götürecek.. Hemen belirledikleri A plânını uygulamaya geçmişler..
Üçü birden bebek taklidi yapmaya başlamış ..
Biri "Aguuu.." sesleri çıkarırken öbürü parmak emiyor, üçüncüsü de "Mama.. Mama.." sesi çıkarıyor.. Azrail bir süre seyretmiş hallerini.. Sonra elini gülerek başına vurmaya başlamış:
"HADi BAKALIM ATTAA "