Zamanında az mı mahalle maçı yaptık. Çocukluk arkadaşlarım, yaptığım maçlar bir bir geçti gözümün önünden. Eski günleri hatırlattın bana.

7.-8. sınıfa gelene kadar sürekli mahalle maçları yapardık, kadromuz belliydi ve hep o kadroyla çıkardık ama ben kadronun en küçük elemanıydım o zamanlar. Benim yaşıma en yakın arkadaşım benden 1 yaş büyüktü ama ondan sonra gelenler benden en az 3-4 yaş büyüktü. Takımda hem en küçük hem de en kötü oynayan oyuncularından biriydim, takımda ancak benden 1 yaş büyük olan Abdurrahman ile yarışabilirdim, diğer oyunculara yetişmemiz için "40 fırın ekmek yemek" gerekiyordu. Hem yaşımdan, hem de diğerlerinden az olan futbol yeteneklerimden dolayı hiçbir zaman "kalede son" diye bağıramadım mahalle maçlarında. Takımın 2 kalecisi vardı ve tahmin edebileceğiniz gibi bu iki kaleci Abdurrahman ve bendim, maçın ilk yarısında birimiz ikinci yarısında da diğer birimiz kaleye geçerdi. Kaleye kimin geçeceği bazen takımın hem yaşıyla hem de cüssesiyle en büyük oyuncusu Barış Abi'nin geçen maçlardaki performansımız üzerinde yaptığı değerlendirmeyle bazen de yine Barış Abi'nin attığı yazı, turayla seçilirdi. Abdurrahman ve benim dışımda diğer takım oyuncularının mevkiileri belliydi, değişmezdi...

Çocukluğum mahalle maçlarıyla geçti ve bu terimlerin hepsini kullandım Şimdi eskiden oynadığım toprak sahalardan, iki taşla kurulmuş kalelerden çok daha iyi yerlerde ara sıra futbol oynuyorum ama inanın eski arkadaşlarımla toprak sahalarda oynadığım, her zaman oramı buramı yaraladığım maçların keyfini şimdi oynadığım maçların hiçbirinden alamıyorum. Bu terimleri paylaşıp, bana eski günleri, eski arkadaşları, çocukluğumuzu hatırlattığın için teşekkür ederim