Bugüne kadar o kadar seçim gördüm, o kadar siyasetçi, o kadar belediye başkanı geldi geçti... Her gelen g*t kadar mahalleyi, kazdı, 2 ay vatandaş mayın tarlasında gibi kıvırta kıvırta yürümek zorunda kaldı, bu şekilde belediyeler ve yandaşları ceplerini doldurdukça doldurdu. Ben başbakan olsam ki olmayı istemem ama istediğim başbakanı tarif edebilirim;

Bizim dışa bağımlılık gibi hayati önem taşıyan bir sorunumuz var, öncelikle dışarıdan aldığımız gazın depolanması ve doğal gazı kendimiz üretmeli hatta ürettiğimiz doğal gazın bir bölümünü de dış pazara satmalıyız.

Kesinlikle ve kesinlikle, özelleştirme yapılmamalı. Bugün ne yazık ki ülkemizin özelleştirilmeyen şirketi kalmadı gibi(!)

Eğitim sistemi bir ulusun en önemli koludur, eğitimsiz bir ulus da cehalet ve yoksulluktan geçilmez, ne yazık ki ülkemizin eğitim sistemi çok kötü, bugün 3 üniversite mezunu bile pazarda limon satarak geçimini sürdürürken yurtdışında, çocuklar 3. sınıfta branşlara yönlendirilip üniversite okumasa bile kalifiye eleman olarak yetiştirilebiliyor.

Ülkemizin iş olanaklarının arttırılması ve tabi ki memurların da aldıkları maaşların belirli bir iyileştirilmeye tabi tutulması gerekiyor, bugün yoksulluk sınırının 700 küsür lira olduğu bir ülkede asgari ücret net 600 lira bile değil iken, kirada oturan, 2 çocuklu asgari ücret alan bir aile nasıl geçinsin? Ya ek iş bulacak, ya hırsızlık yapacak ya kredi kartına yüklenecek haciz gelecek ya da yetti artık deyip cinnet geçirerek ailesine kıyacak. Bu ve bunun gibi durumlar bizlerin uzak olduğu durumlar değil, bugün gazetelerin 3. sayfa haberlerinde buna benzer onlarca durum söz konusu.

Avrupa birliği denilen gereksiz bir şey için, biz yıllardır canımız, kardeşimiz dediğimiz Azerbaycan halkını küstürdük! Bir ülkenin yönetimi kesinlikle o ülkenin merkezinden yönetilmeli, eğer ülke başka bir ülkeden (ABD gibi) yönetiliyor ise bu ülkenin bağımsızlığından söz etmek zordur. Bizim ülkemizin başbakanının kesinlikle kırmızı bir çizgi belirlemesi ve dış politikalarda bu çizgiyi asla aşmaması lazım ancak ne yazık ki, Obamanın bir iki görüşmesiyle gidip ermenistan ile o protokolü imzalıyoruz!

Avrupa da ve Amerika da onlarca sözde ermeni soykırımınının kabul edilmesi için teklif verildi, bunu kabul eden bazı ülkeler var hali hazırda. Ne zaman bir şey olsa hemen gündeme ermeni soykırımı geliyor, bizi bu şekilde tehtit ediyorlar, e hadi amerika ermeni soykırımı olmuştur dese ne olacak? Adamlar olmayan bir olayın anıtını dikip ülkesine gelen her devlet adamını o anıta götürüyor. Bizim ülkemize ahmedinejat geliyor tüm dünyanın, bir daha eşi benzeri gelmez dediği, herkesin saygı duyduğu ATATÜRK'ün kabri ANITKABİR'i ziyaret etmiyor! Fakat ülkemize bilmemnerenin bilmemne kralı geliyor, TÜRKİYE CUMHURİYETİ, CUMHURBAŞKANI, devlet protokolünde yer almadığı halde gidip havaalanında o kralı karşılıyor!.

Neyse yapılacak şey basit, ama bunu yapacak adam gibi adam var mı? Cebini doldurmaktan, zırt pırt gündem değiştirmekten, yok o bana şunu dedi, yok o bana bunu dedi diye milleti uyutmaktan başka görevleri mi var ki bu siyasilerin? Biz ne zaman ki ekonomik olarak dışa bağımlı bir devlet olmayız işte o zaman TÜRKİYE CUMHURİYETİ, yaşanılacak adam gibi yer olur