Yalansız, dolansız bir aşkın öyküsünü anlatmak isterdim şimdi sözlerimde. Ama olmadı... Kader demektense, yaşanan yanlışlar derim, bu ihanete. Gözün körlüğü, kulağın vurdumduymazlığı... Yaşanan çok birşey yok bu aşkta. Kaybettiğin koca bir aşk, bir ömür... Kimin umrunda gerçi. Sen hep öyle ol. "Ellerin zevki"... Devam et bu saf kalbin tek gerçeği...

Bu gece hiç yapmamam gereken bir hata yaptım belki de. Senin kokunun sindiği yere gittim. İlk buluştuğumuz yere...

Gittim... Bu gece ilk buluştuğumuz yere gittim. Belki tekrar seni görürüm umuduyla, hayalinle buluşmaya gittim... Anılar karşıladılar beni, eksik olmasınlar. O zamanki mutluluk gözyaşlarıma baktım, hala koruyor ıslaklığını, tazeliğini. O da kapıdaydı ve buyur etti içeri... İçerisi bir hayli sessiz, karanlık ve soğuktu. Ama içim alev alev, kulaklarımda o günkü sözler fısıldıyordu. O sandalyeye oturdum. Karşımda hayalin... Ve o günkü gibi, hayalin kalktı sandalyeden. Ne oluyor ? demeye kalmadan, yanımdaydı o güzel bakışları... Ellerim boşluktaydı, hayalinin saçlarında... Gözlerim, yine kaçamaklarda. Saklıyor kendini... Utangaç halde söylemlerim, hayaline devam ediyordu o dakikalarda. Yalnız soğuktu içerisi. Üşümüştü hayalin. Bir gömleğim vardı üstümde, bir de çakmak elimde. O sessizliği, o karanlığı, o soğukluğu bozan; çakmağın sesi, ışığı ve sıcaklığıydı. Ve o zaman anladım ki, sen yine yokmuşsun yanımda. Sağolsun hayalin başucumda. Yanımda...


Cizeya Aymir.
Not ( Yazılarımdaki argolar için özür dilerim. ama orjinalliği ve layık olana zaten )