Arkadaşlar evet bizde biliyoruz kaliteli ürün ürettiklerini. Yani ben saat alacaksam swatch alırım, şampuanım head & shoulders (hacışakir kullandım, ipek kullandım kepekten dolayı malesef clear veya bunu kullanıyorum) ne bileyim aklıma gelmiyor ama birçok yabancı ürün kullanıyorum ve mecbur kalıyoruz kullanmaya. Ama bunu meşru göstermek yanlış.

Ayrıca bu süreç uzun vadede değerlendirilmeli.
Gümrük duvarlarının yıkılmasıyla, dünyanın artık bir köy haline gelmesiyle bu yabancı mallar istila etmiştir ülkemizi.
Ve haklı olarak lükse, yabancı mala aç halk bunlara kısa sürede bağımlı hale gelmiştir.

Belki ithalat veya yabancı sermayenin ülkeye girmesinde kısıtlamalar getirilse. (Örneğin bilgisayarı yeniden üretmek çok zahmetli ve uzun süre alacaktır (yinede bu bilgisayar yapmayalım demek değil üniversiteleri bu konuya yönlendirelim enstitüler açalım) ama kot pantolon pek ala üretilebilir)

Ayrıca fakir bir devlet olmamız dolayısıyla bir çok konuda geriyiz. Kemal'in dediği gibi üniversiteler bilim kurumu olmaktan çıkmış durumda. Yeni bir buluş yok, keşif yok, icat yok.

Dünyaya satabileceğimiz bir üretimimiz yok. Bir hocamız derste türkiyenin neyi meşhur, yurtdışında neyiyle tanınıyor diye sormuştu. Herkes atıp tuttu, tarımıyla, turizmiyle, tarihi yerleriyle vs. vs. mantıklı mantıksız onlarca şey geldi. Hocamız hiçbiri dedi Türkiye yurtdışında hiçbirşeyi ile tanınmıyor. Varın siz düşünün.

Fransa dediğinizde parfümleri, kozmetiği.
İtalyan dediğinizde modası.
Almanya dediğinizde mercedesi.
İsviçre dediğinizde çikolatası, saati.
Yani mutlaka o ülkeyi çağırıştıran birşeyler geliyor aklınıza.
Bizim ise hiçbir üretimimiz yok. Tüketim toplumuyuz önümüze ne gelirse çok hızlı bir şekilde tüketiyoruz. Bu mal olsun, hizmet olsun, televizyon programı olsun hepsi böyle.

El insaf diyorum arkadaşlar converse denilen bez ayakkabılar 100 liraya satılıyor sadece moda olduğu için. Çocukluğumuzda saidas marka ayakkabı vardı 1e1 aynı bez ayakkabı bu günün parasıyla 10 lira bile değildi belki. Bu bizim 2. yada 3. ayakkabımız olurdu maç yaparken giyerdik sadece. Ki asıl spor ayakkabımız veya okul ayakkabımız eskimesin. Örnekleri çoğaltmak mümkün.

Dış ticaret açığı diye birşey var. Olması gereken bu açığın - vermesi veya kafa kafaya gelmesi ama bakın 2008`in dış ticaret açığı 69 milyar 820 milyon dolar. Netten bulabilirsiniz bu rakamı. Bu yıl ne kadar bilmiyorum araştırmadım.

Çok karıştırdım farkındayım ama sorunun sebebi şu diyemiyor insan. Bir çok sebebi var ve kısa vadede çözülecek bir sorunda değil. Yani sizin benim ömrüm bunu görmeye yetmez diye düşünüyorum.

Buna sizin benimde yapabileceğimiz pek birşey yok. Malum arkadaşların söylediği gibi yabancı ürünlerin karşısında türk alternatif az, olanlarda yeterince kaliteli değil.

Devletin (ki devlet kendi şirketlerini "babalar gibi" satıyor nasıl yeni şirket kursun) özel sektörün yapamadığını yapması yani her ürünün alternatifini üretmesi gerekli. Veya bunun için yabancı sermayeyi ülkeye çekmek onlara kolaylık sağlamak yerine yerine yerli sermayeyi desteklemek gerekli. Çünki kalifiye, yetenekli ve bilgili gençlik şuan sokakta boş geziyor.

Türklük bu yazıyı alkışlamak veya yuhalamakla olmaz. Milletin, vatanın menfaatine olan birşeyler yapmak (suyu gereksiz akıtmamak, lambayı gereksizse söndürmek, ekmek israf etmemek bile) Türklüktür bana kalırsa.