M. ALİ YILDIRIMTÜRK Altın alınır mı?
Hafta boyunca altın manşetlerden inmedi. Bu, hayra alamet değil. Yatırım araçları ne zaman manşetlere çıkarsa, ondan uzak durmak gerekir. Bunun geçmişte de birçok örnekleri yaşandı.
Piyasa oyuncuları amiyane tabirle 'sinek sersemken' bir yatırım aracında pozisyon alıyor. Belirli bir süre sonra söz konusu yatırım aracının fiyatının çok yükseleceğine dair çeşitli yöntemlerle haberler yayılıyor. Bu sırada yatırım aracının fiyatı zirve seviyesine yaklaşıyor. Söz konusu piyasa profesyonelleri yeni alıcılar geldikçe, satışa geçerek yatırım aracından çıkıyor. Bir süre sonra yeni alıcı gelmeyince fiyatlar gerilemeye başlıyor. Yüksek maliyetle malın sahibi olan yeni yatırımcı; ya uzun süre taşıyıp fiyatın yeniden yükselmesini bekliyor ya da belirli miktardaki zararını kabullenerek satıyor.
Bu tür olaylar para piyasalarında çok sık yaşanıyor. Yakın zamanda dövizde, petrolde ve daha birçok emtiada bu gibi tuzaklar kuruldu. Bu tuzağa düşenler de çok büyük bedeller ödedi.
Petrolün varil fiyatı üç beş yıl içinde 38 dolardan 147 dolara kadar yükseldi. Fiyatı 140 dolar/varil seviyesine ulaştığında her gün basında çok yetkili ağızlardan petrol fiyatının kısa sürede 200 dolara hatta bazıları daha da abartarak 300 dolara çıkacağı yorumları yapıldı. Yerli yabancı birçok yatırımcı da bu yorumlara inanarak petrolde yüksek fiyatlardan pozisyon aldı. Geçen yıl finansal krizin şiddetlenmesi sırasında, petrol fiyatları hızla 100 dolara geriledi. Bu yılın başında petrol üretim maliyetinin biraz üzerinde 35 dolara kadar gerileyerek taban oluştu. Ancak petrolün varil fiyatının 200-300 dolara yükseleceği yorumunu yapanlar ortadan kayboldu.
Şimdi de altında böyle bir tuzak kuruldu. Bir süredir altın fiyatının yükseleceğine yönelik yine yetkili ağızlardan açık artırma şeklinde çok değişik rakamlar ifade edildi. Buna rağmen altında fizikî talep oldukça zayıf kaldı. Altına beklenen miktarda alıcı gelmedikçe piyasa profesyonelleri fiyatı yükseltti. En son yapılan yorumda altının 2010 yılında 4 kat artarak 3.500 dolara çıkacağı ileri sürüldü. O günlerde altının onsu 940 dolardan 950 dolara yükseldi. Eylül-ekim ayındaki yükselişle beraber, yılbaşından bu yana altın fiyatı, dolar bazında yüzde 24 oranında tırmandı.
Uluslararası Para Fonu (IMF)'nun, rezervindeki altının 403 tonunu satarak kredi ihtiyacı olan ülkelere kaynak oluşturacağı biliniyordu. Hafta içinde IMF'nin Hindistan Merkez Bankası'na 200 ton altın sattığı haberi basında geniş yer buldu. Altının 1.070 dolar/ons'taki önceki zirvesi aşılarak 1.096 dolarda yeni tarihi zirvesi oluştu. Teknik olarak altının 1.100 dolar zirvesi bulunuyor. Bu haber, bir süredir altına alıcı getirmekte zorlanan piyasa oyuncularının ekmeğine yağ sürdü. Şimdi altın fiyatının yükseleceğine yönelik olarak; Hindistan Merkez Bankası altın aldığı için Hindistan halkının da altın alabileceği yorumu yapılıyor. Oysaki Hindistan halkının düğün mevsiminde aldığı altın, geçen yıllardan çok daha düşük. Türkiye'nin yıllık ortalama altın ithalatı 200 ton olmasına rağmen, İstanbul Altın Borsası verilerine göre yılbaşından bu yana sadece 36 ton altın ithal etti.
Piyasa oyuncuları, yatırımcıdan yeni alıcılar gelmediği sürece altın fiyatını daha da yukarı çekebilirler.
Zamanı henüz belli olmamakla birlikte merkez bankaları faiz artırmaya başladığında altın hızla gerileme sürecine girecektir. Altın fiyatı yükselecek diye; biz de dahil, birçok ülkede banka önlerinde ve kuyumcularda halkın altın almak için kuyruklar oluşturmamasına rağmen, medya manşetlerine bakılırsa, Hindistan altın aldı, yer yerinden oynadı.
http://zaman.com.tr/yazar.do?yazino=...ltin-alinir-mi