Ben İstanbul üniversitesinde 3sınıftayım. Arkeoloji bölümüne başladığımda hocam daha ilk gün iş konusunda ümitsiz olmamı ve beklenti içine girmememi söylemişti

Devlet tabiki bize iş bulacak değil ama yaptığı doğru da değil. Mesela ;
Arkeolojiye her yıl İstanbul üniversitesi ek kontenjanlarla beraber 110-130 kişi alıyor.
Son zamanlarda nerdeyse her ünide arkeoloji var ve abartıya kaçmazsak her yıl 500 kişi giriyor desek bu da minimum sayı.
Bu yıl KPSS ile arkeoloji için ayrılan kontenjan
1. Şimdi ağlarmısın güler misin ? Istatistiği yıllar önce mezun olup bekleyenleri eklediğinde çok yüksek bir sayı oluşuyor. Ayrıca malesef her yıl okullar kontenjanları artırıyor.
Üniye girmek için takla atan biz,4 yıl çalışıp uğraşan biz fakat karşılığında sadece bir kağıt parçası alan yine biz. İstediğimiz kadar başarılı olalım uğraşalım okulda asistan olarak kalabilecek öğrenci sayısı belli kpss ile müzelerde çalışabilecek sayı belli. O zaman biz bu eğitimi neden aldık ?
Keşke arkeoloji v.s bölümlerin
kontenjanları düşürülse ve sadece gerçekten gitmek isteyen gitse. Fakat bunun yanında ingilizce,almanca,ispanyolca v.s dillerin kontenjanı yükselse de en azından üniversiteden sonra öğrendiğimiz dil ile herhangi bir iş bulup hayata atılalım. Bunları ben düşünebiliyorum da yukardakiler düşünemiyormu diyeceksiniz. Malesef bu dünyada ve özellikle bu ülkede yolunda gitmeyen malesef birçok şey var eğitim gibi.
En önemli şey de bu... Kontenjanlar ölçülü olacak. Çoğunlukla bir yere kapağı atmak olarak görülüyor üniversiteler. Girince, yerleşince anlıyoruz gerçeği. Siyaset yasak ancak "güncel" olan her şey siyasetle ilişiktir. Bir başbakan böyle konuşursa gençler ne yapsın? İstihdam yaratamıyacaksan ne diye 4-5 sene boşa geçsin (bilgi yönü dışında)? Friedrich Nietzsche ne gözel söylemiş: 'Ahlak, eleştiren elleri ve işkence aletlerini kendisinden uzak tutmak için sadece her türlü korku aracına hükmetmekle kalmaz: Onun güvencesi, kullanmasını çok iyi bildiği bir tür göz boyama sanatında yatar: nasıl coşturulacağını bilir. Sık sık, tek bir bakışla eleştirici iradeyi felç etmeyi, hatta kendi tarafına çekmeyi başarır.'