bulents adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Hemen bende açıklayım madem Ama öncelikle senden ricam kapında köpek olurum gibi kelimeler kullanma burda düzeyli bi şekilde hem tartışıyor hemde bildiklerimizi ortaya koyuyoruz çünkü..Şimdi evrimleşme öyle bişey ki canlı grubu içerisinde 1-2 türün değişikliğe uğramış olması genelde genetik bozukluk olarak ifade edilir örneğin işte bazı insanlarda görülen cücelik gibi.Gelecekle ilgili öngörüde şu anda nasıl eskiye oranla tüm insanlarda bir küçülme var bunu da zaten kabul ediyosun aynı şekilde kamburlaşma ve parmaklarda değişimde zaten tüm insanlarda olursa bir evrimleşmeden bahsedebiliriz.
Kılların göreviyle soruna başlayım soğuktan koruma amaçlı değil diyosun eğer öyle olsaydı bebebğinde maymun gibi doğması gerekiyordu diyosun bana kalırsa burda yanılıyosun insan oğlu var olduğu günden beri bebeğini soğuktan bişekilde korumamışmıdır sizce?Genetik yapı itibariyle o artık ayakları üstüne bastığında olgunlaştığında kıllanma söz konusu olcağından zaten bebekken buna ihtiyacı olmamaştır .Yani aslında bir bakıma herşey ihtiyaçtan doğmakta. En basitinden küçük bir çocuk bile kendi vücudunun keşfetmeye çalışırken orgazm olabilir böyle vakalar çok var tıpta yani aslında sözün özü bizim genimizde saklı olan bilgiler genelde ihityaç durumunda ortaya çıkar işte insanoğlunda da kıl belli bir yaştan sonra ortaya çıkıyor.
Gelelim kirpiklere onlarda bir çeşit kıl ancak onların görevi farklı onlarda gözümüzü korumakla görevli yada kulağımızdaki kıllar yada burnumuzdaki kıllar bunları bu şekilde uzatabiliriz.
Hocam söylediğiniz kamburlaşmanın yada parmaklarda ki değişikliğin evrim ile hiçbir alakası yok. Bu sadece insanların yanlış yaşayış biçiminden kaynaklanır. Benim tüm ailem yanlış yaşayış biçminden dolayı kambur ise bu gen haritasına işlenmez. Tıpkı ailesinde şeker hastası olan birinin kesin şeker hastası olacağının garanti olmadığı gibi...

Öncelikle her ne olursa olsun. İnsan hiçbir canlıdan değişim göstererek bugüne gelmemiştir. Yine insan olarak bu dünyaya indirilmiş, ve kendi içerisinde genetik,embiriyotik yapısı ve dış görünümü değişmeden (boy küçülmesinden bahsetmiyorum) bugüne gelmiştir. Yani ilk insan Hz. Adem ile şuanda bizim aramızda hiçbir genetik fark yoktur. Vücudumuzun her organı aynı görevi görmektedir, her organ aynıdır. eskik yada fazla organ bulunmamaktadır.

önceki mesajlara bakarken bir konuya evap ermdiğimi farkettim, O da Kuyruk Sokumundan bahsetmişsin hiç dikkat etmemişim ben ona.

Diyorsun ki, İnsanların atalarının daha önce kuyrukları olma ihtimali var, ama bu kullanmaya kullanmaya köremiştir.

Eğer gerçekten Kuyruk sokumu körelmiş bir organ olsaydı, Hiç bir işe yaramazdı. Ama öyle değil kuyruk sokumu, kirli kanı toplayan ir organdır, Kendine has atardamar ve toplar damarları vardır. kendi özgü bir salgıya sahiptir, fazlalık bir organ olsaydı bunların hiçbiri olmazdı. Ayrıca kuyruk sokumu, Bebek'in doğumu esnasında bebek başı 12-14 cm genişliğindedir fakat annenin rahim ağzında ki kemik yapısı 9-11 cm'dir işte doğum esmasında kuyruk sokumu kemiği 2-3 cm geri giderek bebeğin başının kemik arasında sıkışmasını engelleyerek rahim ağzına yerleşmesini sağlar,

Bunlar sadece kabaca anlatıacak kısımları.

Kuyruk sokumu hakkında son birşey daha,
Evrimciler Kuyruk sokumu iddalarını evim içerinde kullanmayalı çok uzun yıllar oluyor. yani bu iddayı sümen altı ettiler, Eğer gerçekten tutarlı bir iddaa olsaydı. Bu iddaa'dan vazgeçmezlerdi...