Alıntı
HABER DİKKATİMİ ÇEKTİ.TARTIŞMA AMAÇLI AÇMADIM

AÇIKLAMAZSAN NAMERTSİN OĞUZ SARVAN!


Evet, Muzaffer oğlu,1955 doğumlu, MHK Başkanı Oğuz Sarvan ayağa kalk ve konuş!
Bir buçuk yıllık görev sürenin sonunda gerçekler ile yüzleşme ve açıklama yapma zamanın çoktan geldi!

Hakemlik hayatın devamlı olarak kaçıp, saklanarak geçti!
Hakem yöneticiliğin zamanında da aynı taktiği uygulamaya çalışıyorsun, ancak bulunduğun konum çok farklı ve artık kaçamazsın!

Şimdi gelelim asıl meseleye...
30 Temmuz 2009 günü hakemlik için bir milat olarak anılacak!
Kendilerine bir buçuk yıldır görev vermediğin, ancak klasman da düşüremediğin iki tane hakem Silivri'de yapılan uluslararası hakem seminerine gelip TFF ile MHK'ya hesap sordular ve bu iki kurumu kamuoyu önünde rezil ettiler!

Sen Oğuz Sarvan, göreve geldiğin Şubat 2008 tarihinden itibaren, Bülent Demirlek, Vedat Yüksel, İsmet Arzuman, Cem Deda, Çetin Sarıgül, Cemil Şensöz ve Zafer Önder İpek'e maç vermedin.

Daha sonra göreve başladığınızdan itibaren sekiz hafta üst üste görev verdiğin Hakan Sivriservi'ye de yönetmiş olduğu Fenerbahçe-Kayserispor maçından sonra bir daha maç vermedin!

Bu isimlerden İsmet Arzuman ve Çetin Sarıgül yaş olarak hakemliklerinin son dönemlerinde oldukları için basın açıklamaları yapıp hakemliği bıraktılar!

TFF'de profesyonel olarak çalışan Zafer Önder İpek ise hakemliği bıraktı ve Gençlerbirliği kulübünde profesyonel olarak çalışmaya başladı, ayrıca Cemil Şensöz de hakemliğe veda etti.

Geriye kalan isimlerden Bülent Demirlek, Vedat Yüksel, Cem Deda ve Hakan Sivriserviservi'yi ise geçen sezon başındaki seminere çağırmayıp cüzzamlı muamelesi yaparak diğer hakemlerden tecrit ettiniz!

Geçen sezonun başında FIFA hakemi kadrosunda bulunan Bülent Demirlek'e UEFA tarafından verilen Avrupa kupası maçını, UEFA ‘ya şikâyette bulunarak geri aldırıp Polonyalı bir hakeme verdirdiniz!

Bu dört tane hakeme geçen sezon bir tane bile maç vermediniz ancak bunlara antrenman ücreti ödediniz!

Cem Deda haricindeki diğer hakemler periyodik olarak yapılan tüm atletik testlere katıldılar.
Sadece bu dört hakeme maç vermemek için talimatta değişiklik yaptınız ve her hakeme bir sezonda en az üç maç verme zorunluluğunu kaldırdınız!

Sezon sonu geldi ve hakem klasmanlarını açıkladınız.
Herkes, talimata göre bu dört hakemin Süper Lig'den klasmana düşeceğini bekliyordu.
Ancak bir tek koşulara katılmayan Cem Deda klasman hakemliğine düşürüldü, Bülent Demirlek, Vedat Yüksel ve Hakan Sivriservi Süper Lig hakemi kadrosundaki yerlerini korudular.

Siz MHK olarak bu sezon da, bu üç hakemi Süper Lig hakem kadrosunda bulunmalarına rağmen, Süper Lig hakem seminerine davet etmediniz!

Bülent Demirlek ve Vedat Yüksel
de "Artık yeter!" diyerek Silivri'de düzenlenen uluslararası seminerin açılış gününde oraya gelerek Oğuz Sarvan'dan hesap sordular!

"Bir yamuğumuz varsa söyle, maç mı sattık Oğuz Sarvan, bir ahlaksızlık mı yaptık?" diyerek açıkça konuştular.

Şimdi konuşma sırası MHK Başkanı Oğuz Sarvan da!
Bir buçuk yıldır maç vermediğin bu iki hakem ne yaptılar?
Para karşılığında bir maç mı sattılar?
Ya da ev, yazlık gibi bir gayrimenkul veya araba, yat gibi bir araç karşılığında bir takıma menfaat mi sağladılar?
Veya bir bahis çetesi ile ortak hareket edip maçları manüple mi ettiler?
Yoksa ahlaksız birtakım ortamlarda mı bulundular?

Evet, Sayın MHK Başkanı, lütfen açıkla!
Bülent Demirlek ve Vedat Yüksel eğer ki yukarıda saydıklarımın herhangi birisini yaptılarsa söz veriyorum, kendilerini buradan ******** ve namert ilan edeceğim!

Ancak, bu iki hakemin her hangi bir suçu yok da, sen sadece birilerini memnun etmek için bu iki hakeme maç vermiyorsan o zaman sen namertsin Oğuz Sarvan!

Evet, Sayın Oğuz Sarvan!
Bu iki hakem de mertçe ortaya çıkıp sana hesap sordular!
Namert, ******** ve yamuk olan Bülent Demirlek ve Vedat Yüksel mi yoksa sen misin?
Açıkla Oğuz Sarvan !
Eğer ki susar ve konuşmazsan suçunu kabul etmiş olursun!
Evet, top şimdi Oğuz Sarvan da hep beraber bekliyoruz!

OKUYUCUSUNU SATAN, GAZETE VATAN!

Bir gazetenin en önemli görevi haber yapıp
okuyucusunu olaylardan haberdar etmektir...
Ülkemizin insanları evlerinin nafakalarından ayırdıkları paralar ile gazete alırlar, gündemi takip edip durumdan haberdar olmaya çalışırlar.
Doğru ve dürüst gazeteciler de her ne pahasına olursa olsun haberi bulup okuyucularına ulaştırırlar!

Geçen hafta içinde, kendilerine maç verilmeyen iki tane Süper Lig hakemi Silivri'de düzenlenen uluslararası hakem seminerine adeta bir baskın yaparak ortalığı birbirine kattılar!

Olayları LİG TV canlı olarak yayınladı, bir gazete haricinde diğer gazeteler ise haber ve yorum olarak bu konuya yer verdiler...
Bu olaya tek bir satır bile yer vermeyen tek gazete ise "Vatan Gazetesi" idi...

Bildiğiniz gibi bu gazetenin spor müdürü İbrahim Seten!
İbrahim Seten'in en önemli özelliği ise TFF Başkanı Mahmut Özgener'in kankası olması!

TFF Başkanı, kendi aleyhinde bir satır dahi yazı yazmayan ve yazdırmayan kadim dostu İbrahim Seten'i tüm yurt dışı seyahatlerinde de yanında götürüyordu!

TFF Başkanı ile Vatan Gazetesi spor müdürü İbrahim Seten
'in özel dostlukları kendilerini bağlar.
Ancak bu özel dostluk para verip Vatan gazetesi almış olan benim gibi okurların haber alma hürriyetini engellerse bana da isyan etmek görevi düşer!

Yahu İbrahim Seten!
Sen nasıl bir gazetecisin ki özel dostlukların ile gazeteciliğini birbirine karıştırıyorsun?
Vermiş olduğum gazete paraları size haram olsun!
Sen o gazetenin spor müdürü olarak orada durduğun sürece bir daha senin gazeteni alırsam da Oğuz Sarvan'dan beter olayım!

HAFTAYA DA AZİZ BAŞKAN MI YÖNETECEK?

Kim ne derse desin, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım şu anda Türk futbolunun en güçlü ismi!

İlk önce Fenerbahçe genel kurulunda kürsüye çıktı ve kendi camiasına üç yıl üst üste Süper Lig şampiyonluğu sözü verdi...

Ardından da çok zekice bir düşünce ile ortaya yabancı hakem getirme fikrini attı ve Merkez Hakem Kurulu ile TFF'nin kimyasını bozuverdi!

Zaten, Aziz Yıldırım'ın ismini duyduğu zaman ayakları titremeye başlayan MHK Başkanı Oğuz Sarvan, "Ne yaparsam Aziz Yıldırım'ı sakinleştirebilirim ve yabancı hakem fikrini kafasından uzaklaştırabilirim?" diye düşünmeye başladı ve çözümü buldu!
-Yabancı hakem isteğine karşı, akraba hakem uygulaması!-

Süper Kupa finaline Aziz başkanla aynı soyadı taşıyan Yunus Yıldırım'ı verip, gözlemci olarak da İzmirli yakın arkadaşı Ahmet Akçay'ı gönderen MHK başkanı, akraba hakem uygulamasının ilk denemesinde Fenerbahçe'nin kupayı kazanması ile başarılı oldu...

Tesadüfe bakın ki Süper Lig'in ilk haftasında da Fenerbahçe'nin Denizli'de oynayacağı maçın hakemi de Aziz Başkan ile aynı soyadı taşıyordu...
Bu maçı da Bülent Yıldırım yönetecek!

Yunus Yıldırım'dan sonra, Bülent Yıldırım'ı da Fenerbahçe maçına veren MHK başkanı, işi sağlama almak için de yine İzmirli yakın arkadaşı Yavuz Karaozan'ı da gözlemci olarak görevlendirmiş ve pişti yapmış!

Yahu Oğuz Sarvan kardeşim...

Aziz Yıldırım'a yaranmak için yedi gün ara ile Yıldırım soyadına sahip iki hakemi de Fenerbahçe maçlarına verdin!

Elinde Yıldırım soyadlı başka hakemin de yok...
Ya Yunus Yıldırım'ı önümüzdeki hafta tekrar Fenerbahçe maçına verirsin veya Aziz başkana dönüp, "Başka Yıldırım hakemim kalmadı buyurun siz yönetin" dersin!

Hadi bakalım size iki tane seçenek!
Oturup, hakem atama başkanın "Palavracı Yüksel" ile kararınızı verin bakalım!

TFF'NİN SÜPER GENEL SEKRETERİ!

Türkiye Futbol Federasyonu'nun özerk yapıya kavuştuğu 1992 yılından bu yana Adnan Sezgin, Aydın Torunoğlu, Lütfü Arıboğan ve Metin Kazancıoğlu genel sekreter olarak görev yaptılar.

TFF genel sekreterinin görevleri futbol federasyonumuzun internet sitesinde açıkça yazmaktadır.
Genel sekreterler idari yapının başındadır, idari ve bürokratik işlerden sorumludur ve teknik konulara kesinlikle karışmazlar...
Bu olay tüm Avrupa ve dünya ülkelerinde de aynıdır!

Ancak bizim ülkemizdeki futbol federasyonumuzda garip işler oluyor!
Mayıs ayında Metin Kazancıoğlu'nun istifasından sonra göreve gelen yeni TFF genel sekreteri Ahmet Güvener'in ise karışmadığı iş yok!

Kendisi HİF hakem kursu açıyor, teknik direktörlere diploma veriyor, federasyonda çalışan personelin işlerine son veriyor, seminerlerde hakemlere ders veriyor!

Evet, evet yanlış okumadınız!
Seminerlerde hakemlere ders veriyor!

Son olarak Silivri'de yapılan uluslararası hakem seminerinde Süper Lig hakem ve yardımcılarına ders vermiş!

Futbol geliştirme merkezi müdürü olarak atanmış olan ve hakem eğitimlerini hazırlamakla yükümlü olan Teoman Yamanlar piyasada yok, ancak TFF genel sekreteri çıkmış seminerde hakemlere ders veriyor!

Eğer dünya da bir tane daha Süper Lig hakemlerine ders veren federasyon genel sekreteri varsa Taksim meydanına çıkar anırırım!

Tabii ki bunların tek sebebi, TFF yönetiminin yuları Ahmet Güvener'e kaptırmış olması ve Ahmet Güvener'den öcü gibi korkan bir MHK başkanının bulunması!

Eğer ki Oğuz Sarvan gibi korkak bir MHK başkanı olursa Ahmet Güvener gibileri hakemlere ders de verirler, hakem atamalarını da yaparlar!

Sıkıyorsa Ahmet Güvener gitsin de Fatih Terim'in işlerine burnunu sokmaya kalkışsın ve ne olacağını görsün!

Gerçek olan bir şey varsa, o da Türk hakemliğinde kimin elinin kimin cebinde olduğunun beli olmadığıdır!

SÜPER KUPA KOMEDİSİ!

Geçtiğimiz Pazar günü Süper Kupa finali İstanbul Atatürk Olimpiyat stadında oynandı ve kupayı Fenerbahçe kazandı...

Peki, bu kupa finalini kimler oynamaya hak kazanıyorlar?
Hemen cevaplayayım, Süper Lig şampiyonu ile Türkiye Kupası şampiyonu...

Peki, geçtiğimiz sezonun Süper Lig şampiyonu hangi takım olmuştu?
Beşiktaş!
Peki, geçtiğimiz sezonun Türkiye Kupası şampiyonu hangi takımdı?
Yine Beşiktaş!

Peki, nasıl oluyor da hem lig hem de kupa şampiyonu Beşiktaş olmuşken, Süper Kupa finalini Beşiktaş ile Fenerbahçe oynuyor?

Nasıl oluyor da, ligi dördüncü olarak bitiren, kupayı da kazanamayan Fenerbahçe Süper Kupa'nın sahibi oluyor!

Bu saçmalık için en güzel cevabı Fenerbahçe takımı kaptanı Alex de Souza, "Geçen sene Beşiktaş takımı hem ligi, hem de kupayı kazandı, biz ise bir şey kazanamadık, bu maçı niye oynayacağımızı anlayamadım" diyerek gerçekleri dile getirmiş!

Kardeşim bu komediye bir an önce son verin ve talimatınızı düzeltin!
Eğer ki bir takım aynı sezonda hem ligi, hem de kupayı kazanırsa otomatik olarak Süper Kupanın da sahibi olsun!
Yoksa sizin yaptığınız tam bir komedi oluyor ve bu durumu Fenerbahçeli Alex dahi anlayamıyor!

Eğer ki illa da para kazanmak için üç büyük takımdan ikisini oynatacaksanız, ismini de Süper Kupa koymayın.
Gazoz kupası, süt kupası, limonata kupası veya herhangi bir isim bulun insanları da kandırmayın!

UEFA'nın Süper Kupası'nı örnek alıyorsanız, orada Şampiyonlar Ligi şampiyonu ile UEFA Kupası şampiyonu karşı karşıya geliyor ve aynı takımın iki kupayı da kazanma şansı yok!

OĞUZ SARVAN YALAN MAKİNASINI BİLE BOZAR!

Geçen hafta İstanbul Silivri'de yapılan (daha doğrusu olaylar nedeniyle ilk günü tamamlanamayan) uluslararası hakem seminerinde konuşan sözde MHK Başkanı Oğuz Sarvan yine bir çuval yalan atmış!

Bu yalanlarından bir tanesini de TFF'nin internet sitesinde başlık olarak kullanmışlar;
"İstikrar ile başarıyı hedefliyoruz"...

Yesinler senin istikrarını Oğuz Sarvan!
Sen alemi keriz, kendini kurnaz mı sanıyorsun?

Eğer ki istikrarın anlamı "süreklilik, devamlılık, tutarlılık" ise bunların hiç birisi Oğuz Sarvan başkanlığındaki MHK zamanında olmadı!

Peki, Oğuz Sarvan Efendi!
Sen ve senin kurulun değil miydi, talimat hazırlayıp TFF yönetim kuruluna imzalatıp yayınlayan ve Türk hakemine yol haritası olarak veren?

Eğer bu ülke hakemliğinde istikrar varsa 2008-2009 sezonun sonunda kendi yapmış olduğunuz talimata uygun olarak Türkiye çapında en başarılı olmuş beş-altı tane klasman hakeminin Süper Lig kadrosuna alınması gerekmez miydi?

Senin istikrar dediğin kendi yayınladığın talimatı sene sonunda inkâr etmek midir?

Senin istikrar dediğin Süper Lig kadrosuna aldığın on iki tane hakemden dokuz tanesine maç vermemiş olmak mıdır?

Senin istikrar dediğin kurul üyen Turgay Güdü'nün karısının yanında çalışan elemanı, Turgay Güdü'nün, Etem Atasoy'un yeğenlerini, Yaşar Filiz'in oğlunu amatör kümeden direkt olarak klasman hakemliğine almak mıdır?

Senin istikrar dediğin Yunus Yıldırım'ın yönetmiş olduğu maçın raporunu çalması için Osman Avcı'ya talimat vermek midir?

Senin istikrar dediğin askere klasman hakemi olarak giden Tekin Günezler'i asker dönüşü klasman düşürürken, yine askere klasman yardımcı hakemi olarak giden Emre Kosif'i asker dönüşü klasman hakemliğine yükseltmek midir?


Sen ne istikrarlı adammışsın be Oğuz Sarvan!
Utanmadan, sıkılmadan hala konuşmaya devam ediyorsun!

UEFA YETKİLİSİ LARSEN'İ DE KANDIRIYORLAR!

UEFA hakem konvansiyonu
diye bir şey çıkarttılar ve milleti şimdi de bununla kandırmaya çalışıyorlar!

İngiltere, İtalya gibi futboldaki üst düzey ülkelerin katılmadığı, bizim gibi ikinci ve üçüncü sınıf futbol ülkelerinin içine alınmaya çalışıldığı UEFA hakem konvansiyonu için UEFA tarafından görevlendirilen iyi niyetli Danimarkalı bir adamcağız var, adı da Jorn West Larsen...

Bizim futbol geliştirme merkezi gizli başkanı ve TFF genel sekreteri Ahmet Güvener ve MHK Başkanı Oğuz Sarvan bu iyi niyetli Danimarkalı UEFA görevlisini kafaya almışlar ve kandırıp duruyorlar.

Adamcağız tipik Kuzey Avrupalı ve dürüst bir insan, karşısındaki insanların kendisi gibi dürüst olduğunu zannedip onların söylediklerini ciddiye alıyor ve inanıyor...

Bu UEFA yetkilisi Silivri'de yapmış olduğu konuşmada "Eğitim sisteminizi kıskanıyorum, futbol geliştirme merkezinin altı ay içinde üç bin beş yüz tane hakem yetiştirmiş olması ulaşılması zor bir durum, Türkiye bunu başardı" demiş ve zokayı yutmuş!

Yahu beyler üç bin beş yüz tane hakem yetiştirmek başka şey, sokaktan topladığın üç bin beş yüz kişiye HİF hakemi sertifikası vermek başka şey!

TFF'nin her boku bilen genel sekreteri Ahmet Güvener milletin yüzüne baka, baka yalan söylüyor!

Kardeşim bu ülkede bugüne kadar yetişen gerçek hakemlerin hangi aday hakem kurslarından yetiştiğini, hangi hakem hocalarının ders verdiğini kaç gün emek verip bu kurslara gelip gittiklerini hakem olan herkes çok iyi biliyor!

Öyle TFF'nin internet sitesine oyun kurallarını koyup, on beş yaşındaki çocuklara internetten okutup hakem diye piyasaya sürmenin adı kepazelikten başka bir şey değildir!

HİF hakemi diye yetiştirdiğinizi söylediğiniz çocuklar değil oyun kurallarını, daha saha da yürümesini bilmiyorlar!

Hiçbir şey öğrenmeden sahaya sürdüğünüz çocuk yaştaki HİF hakemleri halı saha turnuvalarında durmadan dayak yediler!


Ey Ahmet Güvener artık insanları kandırmayı bırak ve bu HİF denilen kepazeliğe bir son ver!

MAİLLER... MAİLLER...

Bize İstanbul'dan mail gönderen bir hakem arkadaşımız geçen sene bu MHK tarafından klasman hakemliğinden klasman yardımcı hakemliğine düşürülen İstanbullu hakem Emre Kosif'in daha sonra askere gittiğini ve hakemlik yapmadığını yazmış...

Ancak askerliğini bitirip dönen Emre Kosif'in hiç hakemlik yapmadığı halde yardımcı hakem klasmanından, klasman hakemliğine yine bu MHK tarafından yükseltildiğini belirtmiş ve askerlik yapan bir hakemin hiç maça çıkmadan, hangi objektif kriterlere göre klasman yükseltildiğini sormuş!

Sevgili İstanbullu hakem kardeşim!
Bu MHK, bugüne kadar hangi konuda objektif kriterlere göre karar verdi ki Emre Kosif'in klasmana yükseltilmesi konusunda versin?

İstanbul bölgesi hakemi olup da askerlik yaptığı için maç alamayan ve MHK tarafından klasman yükseltilen Emre Kosif'in en önemli özelliği Rizeli olması ve babası Halit Kosif'in, eski MHK Genel sekreteri Osman Avcı'nın can ciğer yakın arkadaşı olmasıdır!

İşte size bu MHK dönemindeki en objektif kriterleri saydım!
Adamı olan klasman çıkar, garibanlar ise küme düşer!
İşte Oğuz Sarvan kanunları bunlardır!

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

*
Dernek genel merkezi ile İstanbul Derneği arasında devam eden sorunlar yüzünden İstanbul'daki amatör küme hakemlerinin haftalardır maç ücretlerini alamadıklarını, federasyon ve merkez hakem kurulunun ise bu konuya hala duyarsız kaldıklarını...

*4 Ağustos 2009 günü İzmir'de yapılan İzmir hakem derneğinin sezon açılışı törenine MHK Başkanı Oğuz Sarvan'ın katılmadığını, bu durumun ise İzmirli hakemler arasında "Oğuz Sarvan'ın hiç kimsenin yüzüne bakacak hali olmadığı için bu açılışa gelmediği" şeklinde değerlendirildiğini...

*Geçtiğimiz Çarşamba günü Beşiktaş takımına hakem hocası sıfatı ile kural dersi veren Ahmet Erdoğan'ın iki sene üst üste oyun kurallarından başarısız olduğu için Süper Lig gözlemciliğine alınmamış olduğunu...

*Bülent Demirlek ve Vedat Yüksel'in resmi olarak avukatlığını yapan il hakemi Avukat Murat Söylemez'i, hukuki vekil sıfatı ile TV programına katıldığı için profesyonel disiplin kuruluna sevk eden TFF yönetiminin çok büyük bir hata yaptığını...

MAYTAP


Gazeteler
"Mahmut Özgener hakemlere yüzde otuz zam sözü verdi..."
Sahada küfür yiyen zavallı hakemlere yüzde otuz zam, hayali projeler üreticisi Ahmet Güvener'e ise otuz bin lira maaş, nasıl olsa Tütüncü Mahmut'un çiftliği!

Hürriyet gazetesi (Hakem Hakan Özkan)
"Yanlış karar verince vicdan azabı çekiyorum..."
O üzüntü bir hafta sonra maç alamayacaksan geçerli. Sen üzülme Hakan, nasıl olsa maçın içine eden ertesi hafta tekrar maçını alıyor!

Gazeteler (2004 yılında bıçaklanıp öldürülen seyirci için)
"Cinayetten Beşiktaş ve TFF sorumlu..."
Peki, her hafta birçok takım da sahada hakemler tarafından katlediliyor, bunun sorumlusu kim?