Basitçe bakarsak..
Normal bir bankadan hesap açtırırsınız, banka size atıyorum 3 ay sonra yüzde bilmem kaç faiz oranı ile şu kadar ödeyeceğini taahhüd eder. Bu faizdir, çünkü şirket kar etse de zarar etse de siz o parayı alacaksınız.
Borsada ise olay şöyle, hisse değerinin artışı/azalışı arasındaki fark sizin karınız/zararınızdır. Yani bundan önceki arkadaşların dediği gibi kara ve zarara ortak olursunuz. Faizle arasındaki farkta bu, faizde vade sonunda belli bir para alacağınız ve bu paranın miktarı bellidir, borsada kesinlik yoktur kar-zarar ortaklığıdır ve İslami ( katılım ) bankalarındaki sistemde tıpkı buna benzer.
Benim gözümde(dini hükümler farklı söyleyebilir)
bir kiracıya emtia sınıfında olan dükkanımı kiralamak kadar, bankaya yine ticari emtia sınıfında olan paramı teslim etmek (yani kiralamak) gayet mantıklıdır ve makuldur.
dükkanı diyelim ki 500 liraya kiraladınız, adamın kar edip etmediğine mi bakarsınız? adam zararda etse 500 lirayı size vermek durumundadır.
Bankada'da durum böyledir, zarar etsede etmesede paranızı alırsınız.
inşaat taahhüt firmasına vinç kiralayan bir firmasınız, 2000 lira aylığa anlaştınız.
inşaat firması vinci ne için ister, kullanmak için, bu bağlamda kullanacağı işte zarar etse de siz gene paranızı alırsınız.
Bankalar paradan para kazanan ticari bir işletmedir. Bankanın emtiası paradır.
para'da vinç gibi şirketin işleri için kullanılacaktır. Durum bu kadar basit.
konuyu açtığınızda tüm bankacıları o işi yapıyorlar diye hepsi zan altında kalmaz mı ? hepsi para satıp para ticareti yapıyor...
danışmanlar size özel paketler açıklıyorlar, neden onlarla çalışasınız diye binbir takla atıyorlar...
falan filan... bence bu haram-helal meselesi kişinin bakış acısına gore değişkenlik arz eder

önemli olan kişisel gorusum: niyettir, temiz bir niyet...
katılabilirsiniz katılmassınız nacizane gorusumdur...