Uzun bir süredir blog’a yazamamanın huzursuzluğu vardı üzerimde. Uzun zaman önce çıkardığım notlarımın arasında;
SEO ile ilgili hedefleri belirlemek konusunda yardımcı olabilecek güzel bir araştırma sonucu vardı. Bu araştırma,
SEO ile Adwords arasındaki dönüşüm farklılıklarını belirtmekle kalmıyor,aynı zamanda da kullanıcıların büyük bir bölümünün hangi sonuca yöneldiklerini açıklıyor. Elbette bu veriler Google tarafından paylaşılmadı. Zaten Google’ın kendi hizmeti olan Adwords’ü SEO’ya göre ikinci plana atacak materyalleri paylaşması da mantıksız bir hareket olurdu. Araştırma yapılırken; kullanıcılara haber verilmeden, bilgisayarlarına yüklenen bir program ile
“Google Arama Sonuçları” arasından hangilerini tıkladıkları gözlemlenmeye çalışılmış. SEO ve Adwords ile ilgilenen herkesin ilgisini çekeceğini düşündüğüm bu verilerin, grafikleştirilmesi için de;
“ısı haritası” tekniği kullanılmış. Sizi daha fazla meraklandırmadan, araştırmanın derinliklerine iniyorum.
Cornell Üniversitesinde yapılan araştırmalar gösteriyor ki, arama sonuçları üzerine ortaya atılan fikirlerin bazıları sanıldığı kadar da doğru değil. Özellikle ülkemizde yaygın olarak hakim olan;
sadece ilk sıradaki site trafik alır anlayışı,Firefox-Chrome-Opera gibi tarayıcıların yaygınlaşması ile yıkılmaya başlıyor. Aradaki ilişkiyi saçma bulabilirsiniz ama yıllar öncesine giderseniz, henüz sekmelerin olmadığı tarayıcılarda kullanıcılar seçim yapmak konusunda pek de özgür değildiler. Internet Explorer 7′nin yaygınlaşması ve kullanıcıların “sekme” deneyimini pekiştirmesiyle, ilk sayfadaki sitelerin aldığı trafik oranı azımsanmayacak derecede arttı.
Daha fazla uzatmadan, sayısal ve grafiksel değerlerin sıklıkla verildiği bilimsel araştırmamızın sonuçlarına bakalım. Unutmadan belirtmeliyim ki; bu araştırma “film, seyahat, müzik, siyaset, eğlence” gibi farklı alanlarda yapılan
397 arama sorgusuna göre oluşturuldu. Bu sebepten ötürü araştırma sonuçlarının isabet yüzdesinin yüksek olduğunu söylemem gerekiyor.
SEO mu Adwords mü ?
Isı haritası baz alınarak, istatistiksel değerler verilmeden ifade edilen bu analiz sonucuna göre; sizin de tahmin ettiğiniz gibi
“sol bölümde listelenen” yani “organik arama sonuçları” her zaman için kullanıcıların ilk tercihi oluyor. Özellikle
ilk 4 arama sonucunda ciddi bir tıklama oranı olduğunu fark edebiliyoruz. Elbette ilk sıradaki siteler, ziyaretçilerin yoğun ilgisine maruz kalıyorlar.
İlk 4 sıradaki aramanın ardından en çok tıklanan yer ise, sağ bölümde listelenmiş olan “
tık başına ücretlendirme” politikasının uygulandığı Adwords bölümü. Her ne kadar uzun vadede maliyetleri, SEO’ya göre çok daha yüksek olsa da kullanıcılar Google’ın kalite standartları sonucu ilk sayfaya yerleşen siteleri tercih ediyorlar.
Yukarıdan çıkarılan istatistiği yorumlamak gerekirse; ilk inceleyişimde 4. sırada yer alan sitenin bu kadar tık alınma ihtimalini garipsemiştim. Sonradan fark ettim ki; standart bilgisayar kullanıcılarının pek çoğu “1024 x 768″ çözünürlük kullandıklarından ötürü 4. sıradaki siteyi de o an ekranda görme ihtimalleri oldukça yüksek oluyor. Ayrıca, alt sıralarda yer alan Adwords reklamlarının tıklama istatistikleri de çok düşük seviyelerde olduğundan değerlendirilmemiş.
Tıklama Oranları ve İstatistikler
Sıralama bazlı tıklama istatistikleri gerçekten oldukça ilginç sonuçlar getirmiş. Özellikle
son sıradaki sitelerin, 8.sıradaki rakiplerine göre 4 kat daha fazla trafik sağlaması ilgi çekici. Bununla birlikte “Time Spent” kolonu altında ifade edilen, “sitede zaman geçirme” verisi direkt olarak kullanıcının siteye ilgisi ile alakalı olduğundan ötürü, ilk sıradaki siteler bu alanda rakiplerine ciddi fark atmış durumda. Zaman geçirme verisi bakımından değerlendirdiğimizde
2.sıradaki site ile 3.sıradaki site arasındaki ani düşüş gerçekten şaşırtıcı. Esasında, ziyaretçinizin sitenizde ne kadar zaman geçirdiğinin sizin için önemli bir veri olmadığını düşünebilirsiniz ancak bu süre reklamverenleriniz için oldukça önemli. Özellikle gösterime dayalı ve “marka bilinirliği” odaklı sponsorluk çalışmalarında, ilgili sitenin ziyaretçilerinin sitede harcadıkları zaman dilimi önemsenen kriterlerden. Ayrıca bu zamanlamanın Alexa’ya etki ettiği dedikodularını da dikkate alırsak, dolaylı olarak SEO’ya da etki ettiğini söyleyebiliriz.
İstatistikleri yorumlayarak sizi daha fazla sıkmak istemiyorum. Zaten detaylı olarak incelerseniz, siz de kendi yorumlarınızı çıkarabilirsiniz. Bu yazı sonrasında; eminim 3. veya 4 . olduğunuz kelimelerde çıkış sağlamak için daha fazla efor sarfedeceksinizdir.
Kaynak:
SeoTeknikleri