Hitler ve Stalin
Hitler ve Stalin bir barda oturmaktadırlar. Bir adam içeri girer ve barmene bunlar Hitler ve Stalin değil mi diye sorar. Barmen`Evet, onlar` der.
Sonra adam onlara dogru yürür ve sorar:
-`Selam, ne yapıyorsunuz?`
Hitler cevaplar:`3. Dünya savaşını planlıyoruz.`

Adam sorar: `Gerçekten mi? Neler olacak?`
Hitler: `Bu sefer 14 milyon yahudiyi ve bir bisiklet tamircisini öldüreceğiz` der.
Adam sorar: `Bir bisiklet tamircisi mi???!`

Hitler Stalin`e döner ve der ki:
-`Gördün mü, sana kimsenin 14 milyon yahudiyi takmayacağını söylemiştim!`


Esirler
İkinci Sünya Savaş'ında iki yahudi almanlara esir olmuştur. bunlardan biri diğerine almanların kendilerine ne yapacaklarını sorar. O da başlar anlatmaya;
-İki ihtimal var. Ya bizi öldürürler ya da esir kampına yollarlar.
Öldürseler sorun yok. Kampa gidersek iki ihtimal var. Ya kurşuna diziliriz yada gaz odasında öldürülürüz.
Kurşuna dizilirsek sorun yok, gaz odasına gidersek iki ihtimal var. Bizden ya sabun yaparlar ya da kağıt.
Sabun yaparlarsa sorun yok. Kağıt yaparlarsalar iki ihtimal var. Ya gazete kağıdı oluruz ya da tuvalet kağıdı.
Gazete kağıdı olursak sorun yok tuvalet kağıdı olursak işte o zaman boku yedik.


Tahlil
Solomon’un idrar tahlili temiz çıkınca hemen evi aramış ve müjdeyi karısına vermiş “Müjdeler olsun Rebecca... Tüm sülalede hiçbir hastalık yok!..”


Artı işareti
Musevi ailesinin en büyük derdi 10 yaşlarındaki çocuklarının matematikten sürekli “0” getirmesiymiş. Sıkıştırmışlar olmamış, ders aldırmışlar olmamış. Son çare, bir katolik okuluna kaydettirmişler. Çocuk bir süre sonra matematik notunu düzeltmiş, sürekli 10 getirmeye başlamış. “Peki ne oldu da bu çocuk böyle 180 derece dönüş yaptı?” sorusuna yanıt aramaya başlamışlar. Çocuk ısrarlı sorulara önce yanıt vermek istememiş. Sonunda bir gün gerçeği itiraf etmiş: “Okula girdiğim gün adamın birini ‘artı’ işareti üzerine çivilediklerini gördüm. O zaman bu işin ciddiyetini anladım!..”


Fark
Eczacı Levi alı al moru mor bir şekilde İzhak’ın kapısını çalmış:
- Ne oluyor Levi?.. Nedir bu telaş?
- Sorma İzhak!.. Ben bugün sana mide ilacı veriyorum diye zehir vermişim!
- Eyvah!.. Ne olacak şimdi?
- Ne mi olacak? 5 milyon daha vereceksin!..


Niye?
- Levi, eyvah! Batıyoruz!
- Niye üzülüyorsun hayatım? Gemi bizim değil ki!..


Saat
Yakışıklı bir genç ve yaşlı bir yahudi uzun bir tren yolculuğunda aynı kompartımanı paylaşırlar. İhtiyar biner binmez, genç adam saati sorar, ancak yanıt almaz. Tüm gece süren yolculuk boyunca da hiç konuşmazlar. Ertesi sabah, varış istasyonuna gelmeden önce ihtiyar “Şimdi saat 8.30 oldu!” der. Genç şaşkınlıkla “Niye ancak şimdi cevap verdiniz ki?” diye sorar. “Bakınız, genç adam; size dün akşam saati söylemiş olsaydım, sohbete başlayacaktık. Bana muhtemelen, benim de gittiğim kente yolculuk ettiğinizi ve belki de oraya ilk kez gittiğinizi söyleyecektiniz. Ben de, iyi bir insan olduğum için, sizi evime davet edecektim. Orada kızım ile tanışacaktınız. Çok güzel bir kız olduğu için, onu kesinlikle beğenecektiniz. Eh, siz de çirkin sayılmazsınız. O da, sizi beğenecekti. Kuvvetle ihtimaldir ki, bu iş evliliğe kadar gidecekti. Ben de düşündüm; saati bile olmayan meteliksiz bir damatla, benim ne işim olabilir?”


Müjde Moiz Müjde
İki tüccar konfeksiyoncu Yahudi arkadaş, piyasayı araştırdılar ve o sene haki renkte kumaşın moda olacağını öğrendiler.

Bütün varlıklarını paraya çevirdiler. Piyasadaki bütün haki kumaşları satın aldılar. Depoları bu renkteki kumaşlarla doldu.
Ancak; kimsenin haki renkteki kumaşlara talip olmadığını gördüler. İki kafadar artık iflasın eşiğine gelmişlerdi.
Moiz ve Aron dertli dertli oturuyorlardı . Bıçağın kemige dayandığı bir gün kapi çalındı ve içeriye bir albay girdi.
'Sizde haki renkli kumaş var mı ?' diye sordu. Kulaklarina inanamadilar.
'Evet albayim var, gösterelim' dediler. Albay dikkatle kumaslari inceledi 'çok begendim' dedi.
'Bu sene askerlere 200 bin, subaylara 50 bin adet haki renkte elbise yaptıracağız.

Ancak tabi ki benim tek başıma beğenmem yetmez.Generalimin de olur demesi lazım.'
Bana bir parça numune verin yarin saat 12'ye kadar telgraf çekersem iptal ettim demektir.
Eğer telgraf gelmezse kumaşları kesip imalata başlayabilirsiniz. .'
Ve albay numuneyi alarak gitti.

O gece bitmek bilmedi.
Kimi zaman ümitlendiler, kimi zaman 'ya iptal olursa' diye göğüs geçirdiler.
Ertesi gün saat:
11.00.......
11.15.......
11.30.......
11.45.......
gözleri yollarda korku ile postacıyı beklediler. Bir taraftan postacı gelmesin diye dua ediyorlardı.
Tam 12 ye 5 kala postacı yolun başında gözüktü. 'Belki bize gelmiyordur' diye ümitlendiler.
Ancak postacı gelip kapılarını çaldı. Moiz büyük bir kederle koltuğa çöktü.
Aron`da çaresiz kapiyi açtı ve postacının elinden telgrafı aldı.
Titreyen elleri ile kağıdı açtı ve sevinçle bağirmaya başladı.

Müjde Moiz, müjde........ Baban Ölmüş
___


Solomon kötü giden her şey için Musa'yı suçluyordu. Nedenini sorduklarında Musa Kızıldeniz'i geçtiği zaman sağa değil, sola dönseydi Araplar kumu, biz petrolü alacaktık!..


Temel komadadır... Yanında ise karisi... Temel'in gözleri nemli, kısık sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya baslar: "İlk isten kovulduğum zaman yanımda idin... İflas ettiğim gün oradaydın... Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığımda seni gördüm... Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep başucumdaydın... Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabii. "Şimdi komadayım yine başucumdasın... Sonunda anladım ama, çok geç oldu; yahu sen ne uğursuz karısın..."