sözlüğü kafi derecede tanıdığı için, sözlüğe reklam vermenin en kolay ve en ucuz yolunu biliyor. sözlükten ya da yazarlarından bahsederseniz, gün boyu hatta icabında hafta boyu sözlüğü işgal edersiniz. yeni filmi yakında görücüye çıkacak, açıktan sözlüğe reklam verse olmayacak, en temiz yolu seçmiş. sözlüğün adını anmak ve sözlüğü eleştirmek.
gelen eleştiri üzerine; sözlüğün yarısı hayır öyle değil böyle diyecek, sonra birileri; aslında öyle olduğu böyle dediğinizden belli diyecek, sonra başka birisi reklam kokan hareketler mike diyecek, ssg; hani bana hani bana diyecek.
bu yolu seçmesinden de anlaşıldığı üzere sözlüğün dinamiklerine hakim olacak kadar sözlükle ilgili bir şöhret, oyuncu. yoksa iki gün sözlük okuyan birinin, sözlüğü yekpare olarak algılaması mümkün değil. o da söylediklerine inanmıyor zaten ama devir, reklam devri. reklam konusundaki yaratıcılığını sinema niyetine gösterdiği yapımlarda da görmek isteriz. keşke sözlük yazarlarını klavye başına oturtacak fikirler yerine sinemaya koşturacak fikirler üzerine yoğunlaşsa. ikincisi, kısa ve uzun vadede mümkün gözükmediğine göre o da haklı. ha, farkındayım; bir tuğla daha ekledim.