Şimdi, konunun başından beri yazılan bir Ayet-i Kerime var "Her Canlı Ölümü Tadacaktır." diye..

Bu Ayet-i kerime'den yola çıkarak bir kaç cümle yazmak istiyorum.

Konuda bahsi geçen canlının özelliği, kendi hücrelerini yenileyebilmesi. Hücreleri sürekli yenilendiği için, herhangi bir dış etken canlının hücrelerinin ölümüne sebep olmazsa, sürekli olarak yaşıyor. Sürekli olarak yaşamını sürdürdüğü için de "Ölümsüzlük" tabiri kullanılmış sanırım.

(Burada bir dipnot ekleyeyim; Arkadaşlar hayvanlar ile insanları karıştırmayın.)

Şimdi, gelelim insanoğluna.. Teorik olarak ölümü tanımlayalım. Bildiğiniz gibi vücudumuzda yenileyemediğimiz hücreler var. Onun dışında yenileyebildiğimiz hücrelerimizde var. İnsan yaşadığı sürece hücre yenilemeleri devam eder. Hücreler yaşayamacak noktaya geldiğinde insan ölür.

Ancak, bu noktada unutulan birşey var. Teorik anlamdan uzaklaşırsak eğer, ölüm Ruhun bedenden ayrılması değil midir? Bilim adamları hücrelerin sürekli olarak kendilerini yenilemesini bir şekilde sağlayabilirler. Fakat hücrelerin sürekli olarak yenilenmesi ve yaşaması aynı zamanda insanın yaşaması anlamına mı gelir? Hayır..

Her insanın tabir-i caiz ise günleri sayılıdır. Siz isterseniz hücreleri yenileyin, isterseniz yeni hücreler monte edin. Vakit geldiği zaman ölümü tadacaksınız.

Ecel gelir, ruh bedenden ayrılır ve ölüm gerçekleşir. Geriye sadece bir et yığını kalır. O da toprak olur gider... 5 yaşında bir çocuğun bedeni ne kadar taze olursa olsun, ömrü 5 yıl ise ölür. 70 yaşında bir adamın bedeni ne kadar zayıf düşmüş olursa olsun ömrü 100 yıl ise, o çürük beden ile bir 30 yıl daha yaşar.

Buna insanoğlu hiç bir şekilde müdahale edemez. Bilim Adamlarının Ütopik Hayallerinden biridir ölümsüzlük. Ancak hiç bir zaman gerçekleşmeyecektir.

Not: Bütün gece çalıştığım için yorgunluk ve uykusuzluk sebebiyle yazımda yanlışlılklar olabilir. Kusuruma bakmazsanız sevinirim.