Bugün klasik google aramalarımdan birini yaparken bir yazı ile karşılaştım, ve okuduktan sonra çok etkileyici geldi.Yazıyı yazan kişi 14 yaşında birisi, ve Günlük tarzı kullandığı bloğunda bir yazıyı göstermek istiyorum.O kadar güzel belirtmişki düşüncelerini, benim amacımı ve kelimelere dökemediğim isteklerimi sanki o bilirmiş gibi yazmış, o kadar yakın geldiki yazı bana, ayrıca yaşına göre o kadarda güzel yazmışki...
Alıntı
Sevgili okurlar,
Sevgili günlük,
Bugün Dilekle konuştum. Anlaşılan tek sıkılan ben değilmişim. O da eskisi kadar istekli değilmiş ders çalışmaya . Hoş bu notlarına benim kadar yansımıyorya neyse.. Ben, Zeynep ve Dilek'in ortak bir noktası var sanırım... Üçümüzde emeklilik planları yapıyoruz.. Şaşırtıcı dimi? henüz yolun başında sayılırız ve biz emeklilik günlerimizi planlıyoruz. SBS, okul, çevremizdekiler, hatta belki de ailemiz bile bizi bu duruma getirdi. Bizi yaşamdan bıktırttı sınavlar. İnan okula giderken içim eziliyor. Dayanamıyorum artık insanlarla rekabet etmeye. Dayanamıyorum artık benden yüksek not alanları görmeye..Dileğe bile tahammülüm kalmadı inan. Zaten karne günü okula gitmeyi düşünmüyorum. Yüreğime iner, kaldıramam. Neyse, ben sana hayatımdaki yeni güzellikleri anlatacakken konu gene beni sıkmaya başladı. Bugün Taksim'e gittim. Dershane aidatı ödemeye. Çıkışta da Mcdonald'stan külahta dondurma aldım. Durağa kadar yavaş yavaş yürüdüm. Tadını çıkarta çıkarta yedim. Dondurma bitince anladım ki, hepimiz bir gün öleceğiz. Zaten bu dünya ötesi için bir sınav değil mi? niye kendimi bu kadar üzüyorum öyleyse? Ben bu dondurmayı tadını çıkararakta yesem, durağa yetişmek için acele acele de yesem bu dondurma bitecek. Yani hayat(gülme ya bence güzel bir benzetme)..Nasılsa büyüyeceğim, nasılsa bugünleri ileride anı diye hatırlayıp, onun dışında unutacağım...5. sınıfta aldığım 2 yi hatırlıyorum. Bütün sınıf o sınavda dökülmüştü. Ağlaya ağlaya evin yolunu tutmuştum. Tabii öğretmene bir ton laf ederek.Oysa şimdi umrum değil, nolmuşsa olmuş, banane diyerek işin içinden sıyrılıyorum. Neyse, nereden nereye geldi konu.Ben sana emeklilik veya büyüyünce yapacağım hayallerimden bahsedeyim... Aslında beklentilerim öyle uçuk değildi. Tek istediğim bir ev, bir oda.. Birgün de özgürce kalkmak istiyorum. Saat 8 de kalkmak, kahvaltımı sabah programları karşısında yapmak ve vicdan azabı çekmeden rahatça oturmak. Şöyle çiçeklerimi sulamak.. Veya bir çocuğa,bir köpeğe falan bişiler öğretmek. Hele de bir çocuğa.. Kendimi 100 yaşındaki bilgeler gibi hissediyorum, hemen içimi dökmem gerek, hemen birilerine bişi öğretmem gerek, yoksa delireceğim inan. Sınırdayım, tam sınırda.Bütün yeteneklerimi bir canlı üzerinde göstermek istiyorum.Ya da kısaca sevdiğim için çalışmak, sevdiğim için öğrenmek ve öğretmek istiyorum. Dilek ve Zeynebe böyle söyledim. Tabi işin çocuk kısmı daha yeni aklıma geldi. Onlara şöyle dedim:'Mutlu olmak istiyorum...' EVET, günlük ben mutlu olmak istiyorum. Yaşadığım ana lanet etmek değil, sevinmek istiyorum. Hatalarımdan korkmak değil, onlarla yüzleşmek, acı çekmekten uzaklaşmak istiyorum. Onlarda benle aynı fikirde. Dilek, ben de uyumak, kitap okumak istiyorum. Kimseyle rekabet etmeyeyim, sadece kendi notlarıma bakayım istiyorum, dedi. Onayladım onu. Ben de öyle olsun istiyorum günlük. Sence fazla gerçek dışı mı bu? sadece kendine bakmak?ya çevrendekiler? seni her gördükleriyle kıyaslayanlar... Dilleri olduğu için seni yargılayabilenler. Senin içindeki fırtınya bilmeden, ateşini odunla körükleyenler. Onlar senden daha mı masum Sıla diyorum kendime.... Seni övüp övüp göklere çıkaranlar, aslında yerin dibine geçerken daha çabuk batmana sebep olmuyorlar mı? Senden insanüstü başarı bekleyenler, yıkıldığında beklentileriyle omuzlarına çökmüyorlar mı? Ya sen, sen ne yaptın kendine? Ne yaptın sen kendine Sıla?Nasıl bu kadar acımasız olabildin kendine karşı? Sana lütfedilen bu bedeni de, ruhu da nasıl böyle hırpaladın... Yağma yok Sıla, hesap günü bugün.Söz ver kendine Sıla, söz ver değişeceğine dair. Bu can bu tende durdukça, kendine acı çetirmekten vazgeç..Tertemiz bir sayfa açmak için liseyi bekleme artık Sıla. Geçmişte insanların yaşadıları savaşlar,açlıklar,kıtlıklar, kavgalar yanında senin bu düşüncesizliğin çok kötü kaçıyor haberin olsun. Hani bu vatan onun uğrunda çalışanındı? sen kendini bırakırsan, nasıl bu vatana hizmet edeceksin?
Tamam, tamam artık yargı vakti doldu.Şimdi yepyeni bir sayfa açma vakti. İçinde binbir çeşit renklerin olduğu bir tabloya başlama vakti. Sadece ders değil, hayatta olacak bu tabloda. Her şeyiyle sen olacaksın bu tabloda. Yasaklarını da katacaksın bu tabloya.. Burak'ı da koyacaksın tabii ki. Aşkı yasaklamak ne büyük saçmalıkmış meğer. Hayatını ders çalışmaya adamakta. Bundan sonra sevdiğin işi yapacaksın Sıla, unutma bunu. Bu kararlarının arkasında dimdik dur. Başkalarından sana ne ki?
Evet, doğru aslında, başkalarından bana ne? Hatta bananem..... ben mükemmel değilim, öyle olsaydım burada işim ne ki? cennete vize alıyor olurdum yoksa.. Zaten insan olmanın en güzel yanıda her yıkılışta tekrar kalkmak, doya doya hata yapıp sonra ders almak değil mi? Hatasız insan hayatı düşünemiyorum bile... Ne denli sıkıcı olurdu!
Zaten ben artık 1. değil mutlu olmak istiyorum. Eğer mutlu bir 1. olacaksam 1. lik o kadar da fena olmasa gerek ))
Neyse günlük ben tekrar yapıp yatacağım.Öptüm seni...YEPYENİ BİR SILA OLARAK........