Maraşta İnsanlık Unutulur
30 yıl once 24 Aralık 1978'de Maraş için insanlık kavramını yitirmiştir. Tek bilinen sözcük ölümdür, o gün orada her ne olursanız olun aleviyseniz ölümü en feci şekilleri ile haketmişsinizdir. İşin en trajik ve çelişik tarafı ise insanlar allahın evi olarak kabul ettikleri camilerden çıkıp sürüler halinde alevi mahallerine, evlerine, işyerlerine dalarak allahın yarattıklarını, çocuk, bebek, kadın, yaşlı demeden en acımasız şekillerde katletmişlerdir.
Dar mantalitelerinde ölen aleviler zındıktır, kafirlerdir, çünkü onlar gibi namaz kılmamışlardır, camilerine gitmemişlerdirki, bu ne büyük bir günahtır..! İnsan kanı içmekten, yaradılanı feci şekillerde katletmekten bile büyük bir günahtır bu..! Yaradanın adı kullanılarak parselledikleri dini inançları, onların canlıları var oluşlarından dolayı katletmelerine engel değildir.. Çünkü aleviler zındık, onlar ise mümindir, inanandır, onlar sözde müslümandır!
Öldürdükleri sol görüşlü öğretmenlerin cenazelerinde alevilerin isyanının, yakılan ağıtlarının ardından, varlıklarının boşlukta yer kaplaması bile artık fazladır. Öyle ya; bir zındıkla, bir müminin aynı toprakta bulunması, aynı oksijeni paylaşması hiç kabul edilebilinir mi? Alevilerin toptan ceza faturasının kesilme zamanı geldiğine inanılır ve bu cezanın kesilmesi hiç zaman kaybetmeden gerçekleşir.
Maraşta olanları 'çatışma' veya 'olaylar' gibi hafif kaçan kelimelerle ifade etmek, o yıl yaşananları tam olarak nitelendiremez. Bu daha çok bir 'katliam' planlı bir cinayetler silsilesidir. Hedef ailelerin oturduğu evler haftalar öncesinden teker teker kontrol edilmiş ve işaretlenmiştir. Faşist militanların yönettiği gruplar bu evlere saldırılar düzenleyerek içlerindekilere işkenceler gerçekleştirip, yaş, cinsiyet veya herhangi bir insani kavram tanımamaksızın hunharca katletmişlerdir.
Katliamlar devam ederken, maraş şehri, alevi mahalleleri mezbahaneye dönerken her yer suskundur. Ankara bile ancak günler sonra bu sessiz çığlığı duyabilir, ordu müdahale etmek için girdiğinde neredeyse çürümeye yüz tutmuş cesetleri toplamaya yetişebilmişdir. İçlerinde yavrusuna sarılarak ebediyete beraber intikal eden anneler, yaşını doldurmamış bebeler, daha ellerindeki bez bebekleri düşmeden katliamın en feci şekilde kurbanı olmuş 4-5 yaşındaki kız çocukları, dedeler, nineler, hiç biri için katlin ayrımı yoktur. Maraş susar, yobazlar içlerindeki kin tohumlarını kusar, insanlık, merhamet ve vicdan gibi kavramlar maraşta günlerce unutulur..
Maraşta aleviler için 24 Aralık 1978'de kıyamet mahşeri beklememiştir. Tarumar olmuş hayatların, umutların ardından geriye sadece gidenlerin arkasından yakılmış ağıtlar ve göz yaşları kalmıştır. Yüreklerden hiç çıkamayacak o sessiz çığlıkların tüyler ürpertici esintisi canlarda her dem diri kalmaya mahkumdur.