Son dönemde R10’da çok fazla açılmaya başlanan konuların başında geliyor, “iletişim” başlıklı sorunlar.. İletişim dedim de sorun ve açılan konular iletişimle birebir ilişkili olmasına rağmen genel olarak bizlere “kız sorunları” olarak yansıyor. Bu konu içinde insanlarla olan iletişimimiz esnasında işimize yarayacak şeylerden bahsetmeye çalışacağım. Tabi bunları kafamdan yazmayacağım. Okumuş olduğum ve okuduğum psikoloji kaynaklı kitapların referansı eşliğinde yazacağım.

Başlamadan önce bu konuda altında yazdığım ve yazacağım her şeyi “saygı” çerçevesi içinde tartışmaya hazırım ve bir de psikoloji kaynaklı kitapları okumama vesile olan “serkan”a teşekkür edip baytun, alper, buğra abilerim ve fatih başta olmak üzere insan sarrafı olarak nitelendirebileceğim kişilerin yorumlarını görmek istiyorum.

- Aklımda kalanları, kaldığı gibi aktarıp daha sonra kitaplara geri dönüş yapıp tamamlayacağım. Arada sırada anlam daralması olabilir özür diliyorum şimdiden. –

Birini gördüğümüz an – tanımasak ve konuşmasak bile – 4 saniye içinde o kişi hakkında evet, hayır ya da belki şeklinde kafamızda bir cevap oluşturuyoruz! Bu çok önemli bir detay öncelikli olarak. Ne işimize yarayabilir bu, empati kurup düşünürseniz, daha önce görüşmediğiniz veya yeni tanışacağınız biriyle buluşacağınız biriyle geçireceğiniz ilk dört saniyeye dikkat edin. Bunu pozitif izlenim yayarak sağlayabilirsiniz... Bu arada belirtmekte fayda var, ilk 4 saniye içinde oluşan izlenimleri değiştirmek imkansız değil ama zor (: 4 saniyeye dikkat...

İlk izlenimden sonra dikkat etmeniz gereken fiziksel görüntüyü doğru bir şekilde kullanabilmek. Bunun için keskin bir ifadeyle söylenebilecek bir şey yok. Nasıl gözükmeniz gerektiğini karşınızdakine bakarak anlayacaksınız..

İnsanlarla aranızdaki mesafeyi dikkatli bir şekilde sağlayın. Yeni tanıştığınız birinin “şahsi alanına” girmeyin kesinlikle! Bu şahsi bölgee kişinin 45 cm’lik bölgesidir. Neden diyecek olursanız, bu bölgeye girdiğiniz zaman bir saldırı varmış hissi oluşuyor insanda.. Bir düşünün yeni tanıştığınız biri hemen yanınızda rahatsız olmazmısınız ? İdeal seviye 60-120 cm arasıdır.

İlk izlenimden bahsedip durdum kitaptan alıntı yaparak iyi bir izlenim bırakmanız için bazı ipucu vereceğim :
1. Karşınızdakinden %10 daha fazla şık giyinin. Gereğinden fazla spor ya da klasik giyinmeyin.
2. Karşınızdaki kişilere kendinizi benzetin, iyi bir ilk izlenim bırakıyoruz sonuç olarak. İnsanlar kendilerine yakın olanları severler.
3. Üzgün olmayın, parfüm kullanın – abartmadan –
4. Karşınızdaki kişinin neye önem verdiğini öğrenin ilerde çok işinize yarayacaktır.
5. Konuşma hızı ve düzenine dikkat edip karşınızdakiyle uyumlu olmaya çalışın, heyecanlıysa heyecanlı, sakinse sakin konuşmaya özen gösterin.
6. Eğer bir bayanla buluşacaksanız göz seviyeniz karşınızdakinin göz seviyesinden düşük olsun. Araştırmalar, tüm kadınların göz seviyeleri etrafındakilerden yukarda olduğunda kendilerini daha rahat ve az tehdit altında hissettiklerini gösteriyor.
7. Karşınızdakinin duygularını paylaşın.

Uyum sağlamaya özen gösterin, konuşmalarınız uyumlu olsun. Buınun yanı sıra karşınızdakinin duruş ve soluma şekillerine de uyumlu olmaya çalışın. Çok büyük bir artı sağlayacaktır.

Uyum sağlamak için aklınıza gelen farklı yöntemleri de kullanabilirsiniz. Mesela ortak düşman bulup onun hakkında konuşmak karşı tarafın size daha pozitif yaklaşmasına neden olacaktır.

Buraya kadar yazdıklarım Kevin Hogan’dan öğrendiğim aslında bildiğimiz ama uygulamadığımız göz ardı ettiğimiz şeylerdi. Şimdi Ümit Saygın’dan öğrendiğim bir kaç küçük şeye değinip kendi yorumlarıma geçeceğim.

Her insanın sevgi dilleri farklıdır! Öncelikle bunu aklınıza mutlaka sokun. Nedemek sevgili dili hemen açıklayayım, kimi kendisine hizmet edilince kendisinin sevildiğini düşünür, kimi sarıldığında kendisini sevildiğini düşünür gibi onaylandığında.. Ümit Saygın “HONDA” kelimesini bu anlamda sembolize etmiş yani HİZMET DAVRANIŞLARI, ONAYLAMA, NİTELİKLİ BERABERLİK, DOKUNSAL TEMAS, ARMAĞAN ALMA

Tüm bunlar nedir kısaca açıklıyorum :
Kimi insan kendisine hizmet edildiğinde sevildiğini hisseder, mesela çay ikram ettiğiniz zaman yaptığınız bu hareketle karşıya sevildiği hissini veriyorsunuz.

Kimi insanı ise onayladığınız zaman – evet, bugün çok güzelsin, haklısın gibi sözcükler kullanarak – sevildiğini hissettirsiniz.

Bazıları beraber dolu dolu zaman geçirmek ister. Nitelikli beraber, boşa zaman harcamamak.

Dokunsal temas ve armağan alma tanımlamaya gerek yok sanırım...

Tüm bunlardan banane demeyin, siz onaylandığınız zaman sevildiğinizi hissediyor olabilirsiniz fakat sevdiğiniz insan nitelikli beraberlikle sevildiğini hissediyor olabilir ! Karşınızdakinin sevgi dilini bulun ve ona göre davranın !

İzmir dönüşü bu kadar uzun bir yazı yazabileceğimi sanmıyordum, aslında kendi görüşlerimi de belirtmeye niyetim vardı flört & çıkma & aşk & sevgi konularında fakat yarın iş başı yapacağım ve ikinci vizelerim var. Biraz dinlenmem gerekli. Bu yazdıklarım bilip ve uyguladıklarımın çok küçük bir kısmı gözardı etmeyin deneyin yararını görüyorsunuz.

Kısmet olursa yarın kendi görüşlerimi de yazacağım !