Erol adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle

http://www.youtube.com/watch?v=_xDJgyqQWls


Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.

Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem
de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...
“O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.

[Akdeniz insanıyız biz Can ağbi.
Deriz.
Ama bilmez misin ki değişir bizdeki O'lar sürekli.
Elimiz dursa gözümüz durmaz.]

Çok sevmeyeceksin mesela.
O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle O daha az sever seni,
Senin O’nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.

[Ah be üstadım,
Can acımadan aşk yaşanır mı?


Bırak hoşuma giden bedenin içine hayal ruhumu yerleştireyim.
Gerçi yaştan mıdır nedir bilemiyorum ama,
Kalçalarını iyi çalıştıran bedenler arasında pek bir görünmez,
Pek bir bulunmaz oldu o hayal ruh'lar.]

Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini…
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.

Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.

Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları…
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
“O benim.” diyeceksin.

Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin…
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, ya da pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.

Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.

[Ait olmak mı dedin?
Polat Alemdar yoktu değil mi senin zamanda?
Hem senin gökyüzünde aradığın kuzey yıldızını,
Biz yeryüzünde Recep İvedik'lerde bulduk bile.
Turuncu, pembe değil belki ama,
Sarı kırmızı, sarı lacivert, siyah beyaz'ımız var bizim.
'Seni sevmeyen ölsün' diye bağırıyoruz hep bir ağızdan.
Stadlar yetmedi, facebook'larda arıyoruz artık benliğimizi!
Metroseksüel, plazaseksüel, reynaseksüel...
Sahip olduklarımız çoktan bizi ele geçirmiş farkında değiliz.
O yüzden belki de mutluluğumuz.
Çomak sokmasana ağbim.]

Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak…

[Merak etme sen,
Memleket olarak ucundan tutarak yaşıyoruz zaten,
Bilmesek de tuttuğumuzun hangi 'uç' olduğunu.]



Alıntıdır: www.fikiratolyesi.com