Bu ülke şuan kötü durumda evet ama bunun %10'nu vatandaşlardır. %90 pay kesinlikle bugüne kadar gelen beceriksiz, çeplerini düşünen hükümetler ve çevresidir."
Üzgünüm çok feci yanlışlardasın. İyimsersin ama iyimserliğinin altını dolduracak kanıtların yok. Bir sonraki basamakta "ah dış odaklar olmasa bu ülke uçar" falan diyeceksen eğer orada dur.
Türkiye'nin gelişmemesinin sebebini önemli ölçüde devlette aramak saçmadır. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti ekonomik yapısı liberal ekonomidir. Liberal ekonominin temel hücreleri şirketler, tüzel kişiler ve bu çaptaki çeşitli organizasyonlardır. Bunlar ortaya güzel bir performans koyarsa güzel bir ekonomik sahne çıkar, yüksek vergi toplanır ve bahsettiğin hizmetler daha yüksek bütçelerle karşılanır. (Devletin ekonomi içinde olması meselesine R10 sınırları sebebiyle giremk istemiyorum)
Tabii yüksek vergiler toplanabilmesi için herşeyden önce ahlak gerektiğini söylemeliyim.
Memleketin eksikleri şunlardır:
1. İş modeli kurmayı ve kârlılık düzeyinde yönetmeyi bilmiyoruz. Çünkü esasen ülkedeki yürüyen şirketlerin önemli bölümü su başını kapmış şirketlerdir. Sen sıfırdan 10 yılda bilgisiyle bir yere gelmiş ABD'li zengin misali zengin kaç tane zengin sayabilirsin? Bizde zenginlik böyle elde edilmez.
2. Şirketler tarafından kâr için iş modeli değil insan sömürüsü kullanılıyor (=insan sömürüsüne dur demeyen siyaset burada belki anılabilir, ama halk arasında böyle bir arayış yok ki siyaset bizi sömürüden korusun diye)
Bu orta sınıfın doğamamasına, insanların yaptıkları işten keyif alamamasına ve sağlam bir tüketim toplumunun doğamamasına sebep oluyor. Türkiye'yi hep sağ partiler, ya da sağa çalan sözde sol partiler yönetti. Hiçbirisinin gündeminde, şu kadar büyük fabrikada elde edilen gelirin şu kadarı prim olarak dağıtılmalı gibi bir gündem olmadı. Açıkçası...Halkın böyle bir beklentisi olmadı? Halk böyle bir partinin peşinden hiç ama hiç %5den fazla oranlarda koşmadı. Değil mi?
3. Şirketler
ar-geye, tüm kârlılık düzeylerine rağmen önem vermiyor. Umurlarında değil, montaj ile endüstri götürmeye çalışıyoruz. Son 2-3 senede holdinglerimiz rekor kârlılık düzeyindeler. Aç incele Sabancı'nın Koç'un kârlılık düzeylerini. Ar-ge ile yine de alakaları sınırlı. Bu bir noktadan sonra para değil, vizyon meselesidir. Babadan dededen nasıl görmüşlerse öyle devam ediyorlar.
ABD'de sabancı'dan daha küçük olup daha büyük arge ortaya koyan şirketler var, o şirketler çalışanlarını çılgın paralara çalıştırabiliyorlar çünkü değer merkezli üretim yapıyorlar.
Katmadeğeri yüksek üretim yapamazsan çalışanını iyi yaşatamazsın, bunun devletle değil,
yatırımcı vizyonsuzluğu (ya da umursamazlığı??) ile alakası vardır.
Intel tek şirket, Koç 70 şirket. Büyüklükleri aynı. Intel tek ürünle elde ettiği kâr ile çalışanlarını inanılmaz koşullarda yaşatırken, Koç'un çalışanlarının ortalama geliri konusunda çok umutsuzum. Önemli olan ekonomik birimlerin büyüklüğü değil, katmadeğerin büyüklüğüdür. Bu bizde yok ve konu bu.
4.
İş disiplini bizde bağırıp çağırmak ya da işten atmakla tehditten ibarettir Oysa iş disiplini bilgiyle, ölçülebilir bir çalışma düzeniyle kurulur. Ülkemizdeki şirketlerin önemli bölümünün yöneticilik düzeyindeki insanların gerek karakter gerekse bilgi açısından bir şirketi yönetecek nitelikte insanlar olduğunu düşünmüyorum. Disiplin eksikliği var, ama herşeyden önce disiplinin ne demek olduğunu anlama eksikliğimiz var, her kademede.
İş disiplini padişahlık taslamak değildir, verimli bir üretim ortaya çıkarmaktır ve içinde gerekirse ödüller geziler izinler bile olabilir.
Almanlar, Japonlar: Bu 3 milletin en temel özelliği iş disiplinidir, diğer başka şeyler vardır ama bunlar başarılarının direğidir.
Bir moronu al, Almanya'nın başına koy, 20 yıl yönetsin, refah düzeyinde sapma olursa ne dersen de bana. Milli kültürlerinde iş disiplini var adamların, işlerine saygı ile yaklaşıyorlar. Sen etrafındaki insanlarda bunu görebiliyor musun? Dürüst ol bana.
5. Doğu yönünde coğrafi ve iklim engelleri var. Bu uzun bir konu, burada girmeyelim.