Gelişen teknolojik imkanlarla hukuk alanında yapay zeka kendine yer bulabilir mi? Sanayi devrimiyle birlikte başlayan mesleklerin teker teker yok olması ve yerlerini makinelere bırakması süreci hukuk alanını da etkiliyebilir. Bunun ilk belirtisini 2016’da IBM tarafından geliştirilen avukat Ross isimli, iflas davaları için tasarlanan yapay zekada görmüştük. Fakat Ross davalara girmeyip sadece iflas ve icra bölümünde çalışan avukatlara yardımcı olacak şekilde programlanmıştı. Yani davalara girip doğrudan uyuşmanın çözümüne müdahil olamıyordu. Böylelikle Ross’la başlayan yapay zekalaşma süreci günümüz hukukçuları için her ne kadar tehdit olarak görülse de, hukuk yaşayan normatif bir bilim dalı olduğu için gayet normaldir. Başka bir deyişle çağın gereklerine ayak uydurmak zorundadır.
Bundan kaynaklı olarak yeni hukuk alanları ortaya çıkacağı için (robotik hukuku gibi) tehdit olarak görülen bu gelişmeler yeni iş imkanları da doğurabilir. Peki teknolojik gelişmelerle gelişen yapay zeka, hukuk sistemimizde hangi alanlarda kullanılabilir? Eğer bu yapay zeka geliştirilip robot olursa kişi statüsü mü eşya statüsü mü taşıyacak? Davalara girecek olursa hangi hukuk sisteminde hangi tip davalarda kullanılabilir? Hep beraber bunları bir mercek altına alalım.

1- Faydalı Olabileceği Alanlar

Uyuşmazlıkların çözüm süreci hepimizin bildiği gibi maalesef uzun sürüyor. Bu nedenle genellikle insanlar arabuluculara başvurup uyuşmazlıklarını mahkemeye taşımadan çözmek istiyorlar. Fakat geliştirilen yapay zekalarla uyuşmazlığın çözüm süreci daha da hızlanabilir. Dosyaların tasnifinde, karar destek sisteminde, örnek vakaların ve emsal kararların derlenip toparlanmasında yardımcı olarak süreci hızlandırabilirler. Ayrıca sadece yüksek mahkeme kararlarının değil, bunun yanında tüm mahkeme kararlarınının ulaşılabilir olması daha etkili olacaktır. Fakat bunun ülkemizde uygulamaya taşınması için dava dosyalarının Adalet Bakanlığı, HSK ve Yargıtay tarafından erişime açılması gerekecektir. Bu da beraberinde kişisel verilerin ihlali tehlikesini doğurabilir. Bunun önüne geçilmesi için Adalet Bakanlığı’nın da katılımıyla elde edilen bilgilerin anonimleştirilmesi ve veri haline getirilmesi çözüm yolu olabilir. Bu anonimleştirme işleminde bile yapay zekaya başvurulup kişisel verilere sansür uygulanması da gayet mümkündür.


2- Yapay Zekalar Kişi Statüsünde Olurlarsa Ne Gibi Sorunlar Ortaya Çıkabilir?

Öncelikle kişilik statüsü beraberinde yapay zekanın kişilik hakkı ve insan haklarının benzeri haklara sahip olup olmayacağı sorununu getirmektedir. İnsanın sırf insan olmasından kaynaklanan insanlık hakları robotlara uygulanabilir mi? Eğer uygulanırsa ne gibi haklara sahip olacaklar, bu haklar hangi ölçüde ve hangi durumlarda kısıtlanabilir ve hangi mahkemenin alanına dahil olacak?
Bir başka problem ise Türk Medeni Kanunu’nun 28. Maddesine göre kişilik tam ve sağ doğmakla başlar. Buna bağlı olarak robotlarda ise kişilik fabrikadan tamamen hazır olarak çıktığı anda mı yoksa gerekli program yüklenip yapay zekası kullanıma hazır olunca mı başlayacak tartışması doğuyor. Farz edelim ki robot bir hukuk bürosunda çalışıyor ve çalışırken müvekkiline zarar veriyor. Burada robot kişi olduğu için adam çalıştıranın sorumluluğu işveren bakımından doğacak mı? Doğarsa işveren zararı tazmin ettikten sonra robota nasıl rücü edecek? Robota rücu edemezse robotun üretici firmasına müracaat edebilecek mi? Ek olarak robotların nasıl birbirlerinden ayırt edilecekleri konusu da var. Hukuk alanında yapay zeka bu problemi herhangi bir sosyal güvenlik numarası veya kimlik numarasıyla çözüme kavuşturabilir mi?

3- Peki Ya Eşya Statüsünde Olurlarsa?

Öncelikle eğer robotlar eşya statüsünü taşırlarsa taşınır eşya mı taşınmaz eşya mı ikilemi söz konusu olacaktır. Buna bağlı olarak alım satım ve devir işleri farklılık göstereceği için hukuken sakat veya yok hükmünde işlemler doğabilir. Bu husus, robotların sabit bir nesne (taşınması mümkün olmayan) olmasıyla veya kendiliğinden mobiliteye sahip olmasıyla ve taşınır olmasıyla belki çözüme kavuşturulabilir. Bu probleme bir çözüm bulunursa bir de devredildikten sonra kaçınılmaz olarak ortaya çıkan ayıplı mal uyuşmazlıkları da doğacaktır. Devreden devrettiği yapay zekanın taşıdığı ayıbın kendinden kaynaklanmadığını ispat ettikten sonra eğer garantisi devam ediyorsa, alıcı üretici firmaya mı başvuracak? Ayrıca garanti şartlarının nasıl belirleneceği ise apayrı bir konu.

Kısacası hukuk alanında yapay zekanın yerleşmesi yeni hukuk alanları ve iş imkanları doğurabileceği gibi ayrıca doktrinde farklı görüşlere yol açacak problemleri de getirecektir. Fakat daha önce de belirttiğimiz gibi hukuk güncelliğini korumak zorundadır ve böylece yeni hukuk alanlarının ortaya çıkması da doğaldır. Buna bağlı olarak akademik alanda yeni yeni tartışmalar peyda olup hukuk kitaplarına konu olacaktır. Tabii işin bir de felaket teorileri boyutundan bakarsak belki de Black Mirror dizisindeki gibi bir sabaha uyanıp kendimizi Franz Kafka’nın Dava’sında bulabiliriz.

Bu konu hakkında fikirlerinizi yorumlarda benimle paylaşırsanız çok sevinirim. Yorumlarınızı dört gözle bekliyorum.
Daha fazla içerik için Teknoloji içerikleri ve Teknoloji haberleri ürettiğimiz Teknoloji.org web sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
[Alinti] - Kaynak: Hukuk Alanında Yapay Zeka Kendine Yer Bulabilir Mi? | Teknoloji.org