Deep web hakkında - Sayfa 43 - R10.net
  • 22-06-2014, 22:41:42
    Kalenderxxx adlı üyeden alıntı

    beyler bunu hanginiz yaptı çıksın ortaya
    Şunun adresini atabilir misiniz hocam?

    MarvelMaster adlı üyeden alıntı
    gönderdim hocam
    Banada atabilir misiniz hocam?
  • 23-06-2014, 00:17:23
    megalanya adlı üyeden alıntı
    Şunun adresini atabilir misiniz hocam?


    gönderdim

    merak eden başka arkadaş olursa harry71'e girip A list of Onion sites kısmından ctrl+f ile turk diye aratabilirler
  • 23-06-2014, 00:42:12
    Deep web çok güzel gelsenize. R10'cu tayfa eksikti tam oldu . Deli şeyler dönüyor oralarda. Parayı vuran köşeyi döndü beyler.
  • 23-06-2014, 00:48:54
    Deep web aramalarında en üstte çıkın !
    Deep web seo paketleri satışa başlamıştır
    Deep paket 10$ dip paket bedava gel vatandaş
    Foursquare Mekanlarınızı Popüler Yapıyoruz-Checkin // 3 Yıllık Tecrübe
  • 23-06-2014, 23:06:22
    Kalenderxxx adlı üyeden alıntı

    beyler bunu hanginiz yaptı çıksın ortaya
    Bende üye oldum bakalım umarım güzel birşeyler çıkarır arkadaş ve devamlılığı sağlanır. Sitesi diğer Tor sitelerine nazaran hızlı açılıyor sağlam bir relay üzerinde sanırım yada yoğun olmadığı için Benimde bir relayım var bir aralar bende düşünüyordum forum açmayı da zamanım olmadı
  • 24-06-2014, 00:03:45
    PlusNetTR adlı üyeden alıntı
    Bende üye oldum bakalım umarım güzel birşeyler çıkarır arkadaş ve devamlılığı sağlanır. Sitesi diğer Tor sitelerine nazaran hızlı açılıyor sağlam bir relay üzerinde sanırım yada yoğun olmadığı için Benimde bir relayım var bir aralar bende düşünüyordum forum açmayı da zamanım olmadı
    Adres PM lüfen..
    Bir insanın öldüğü değil, nasıl yaşadığı önemlidir..
  • 24-06-2014, 02:25:02
    MarvelMaster adlı üyeden alıntı
    Pm attım.
    pm alabilir miyim usta
    Instagramı Baştan Yarattık --> http://bit.ly/37qxcIr
    İletişim : 0539 458 44 yirmidört & skype : atomkarinca1992
  • 29-06-2014, 04:50:45
    Sonlara yaklaşıyorum yazılarda. Bu benim tercihim değil, onion ağı ölüyor. Bu yüzden yazacak bir şey kalmıyor. Felsefeleri ile açıklayan son ve en büyük yazı ile kendi yazı serimi bitireceğim artık. Burda karalamak, sizden fikir almak hoşuma gidiyor. Birazda mesleğimiz ve görüşlerimiz ile ilgili konuşalım istedim.

    İnternet tarihi boyunca (ARPANET buna dâhil) darknet hep oldu. İlk zamanlarda projedeki uzmanlar ve öğrenciler BBS’lerde bilim-kurgu ve cyber-punk muhabbetleri yapıyordu. Fakat olay sadece bu kadar değildi, bu sohbetler madalyonun sadece görünen yüzüydü. ARPANET yapısında yeni bir fikir gelişiyordu: “Kripto Anarşizm”. Dünya gelişiyor, bilim yeni şeyler öğreniyordu. Buna bağlı olarak teknolojide yayılıyor ve gelişiyordu. Kripto anarşizm bireylerin güçlü şifreleme algoritmalarını kullanabilmelerini, internette anonim olarak dolaşabilmeyi, özetle internet üzerindeki mahremiyetinizi korumayı amaçlayan bir fikirdi. Bu fikir etrafında birleşen hacktivistler ile dijital aktivizm dönemi yavaş yavaş başlıyordu.

    Devletler her zaman bizi izlemek istemişlerdir. Toplumu kontrol etmek kolaydı. Peki ya internet üzerindeki topluluğu kontrol etmek? O kadar kolay değildi fakat kontrol her yerde olmalıydı. Aksi düşünülemezdi. İnsanlar izlenmeliydi, yoksa bilinçlenmeleri kaçınılmazdı. Bilinçli bir toplum kolaylıkla yönetilemezdi. Bu istenmeyen bir durumdu devletler açısından. İnsanlar devlette ne olup bittiğini bilmemeliydi. Fakat bu durum dijital aktivistleri rahatsız ediyordu. Hacktivistler devletin şeffaf, vatandaşların anonim olmasını istiyordu fakat devletler bunu reddediyordu. Onlara göre vatandaşlar şeffaf, devletler anonim olmalıydı. Fakat devletlerin unuttukları bir şey vardı. Biz devletlerden daha akıllıydık. The Mentor’un dediği gibi bizi o yüzden hiçbir zaman sevmeyecekler, dışlayacaklardı. İnternet yapısı gereği bağımsız bir bölge olmalıydı. Bu yüzden 1996’da Barlow tarafından yayınlanan “siber mekânın bağımsızlık bildirgesi” manifestosuyla devletler internetten kovulmuştu. Devletler koşullarımıza uymak zorundaydı. Ya şeffaf olacaklar ya da hiç olmayacaklardı. İnternet dünyasında var olsalar bile kullanıcılara saygılı olacak onları izlemeyeceklerdi. Devletler bunu hiçbir zaman kabul etmedi. Ve o ortaya çıktı: “Büyük Birader”. Tıpkı 1984 romanındaki gibiydi. Hiç var olmamıştı. Fakat her zaman var olmuştu. Devletlerin yansımasıydı o. Adı değişebilirdi, yüzü değişebilirdi, sesi değişebilirdi. Fakat ideolojisi hiçbir zaman değişmedi: “Kontrol etmek için izle, bilinçlenmeye izin verme, gerekirse yok et, gerekirse değiştir fakat kesinlikle gerçeklere ulaşılmasına izin verme”. Reel hayatta yıllardır var olan ve dayatılan düzen internet toplumuna da dayatılmak isteniyordu.

    İki kişi birbiri ile iletişim kurarken devlet o iletişimi kontrol etmeliydi, alışverişleri izlemeliydi, sözleşmeleri bilmeliydi. O iki kişinin birbirini tanımasına gerek yoktu fakat devlet onları tanımalıydı. Ne zararı var diyeceksiniz, belki de potansiyel bir suç önlenecek değil mi? Aslında haklısınız. Peki, ben sizin bütün mahrem yazışmalarınızı ele geçirip arkadaş ortamında bunları okusam siz bundan rahatsız olmaz mısınız? Ya da bütün illegal ticari faaliyetlerinizi öğrenip bunları yayınlasam? Her şeyi geçtim bugün markette aldığınız özel şeyleri mahallenin ortasında herkese açıklasam? Bunlardan hoşlanmayacağınıza eminim. İşte olay aynen bu. İki kişi birbirini hiç tanımadan yazışabilmeli, alışveriş yapabilmelidir. 3. kişilerin bundan haberi olmasına gerek yoktur. Dijital çağda anonimlik herkesin hakkıdır. Herkes başkalarının haklarını ve özgürlüğünü kısıtlamadan sanal ortamda istediğini yapabilmelidir. Siber dünya bağımsız bir oluşumdur, kontrol edilemez. Tanrı sadece reel dünyada vardır. Siber dünyada hiç var olmamıştır. Elbette bu dünyada da kötü adamlar olacaktır. Fakat bu durum büyük biradere sizi izleme hakkı vermez, vermemelidir.

    İşte kripto anarşizm temelde bu görüşü savunur. Büyük birader varlığı kabul edilemez. Büyük biraderin varlığını kabul etmek dikenli tellerle çevirili bir arazide özgür olduğunu sanmaktır. Büyük birader yok olduğunda ise kaybettiğiniz tek şeyin dikenli telleriniz olduğunu görürsünüz.

    İşte darknetin temelini oluşturan temel düşünce budur. Aslında bu görüş sadece darknetin temelini oluşturmaz. Şu an trend olan ve pek çok doktoralı ekonomistin anlayamadığı bitcoin’in de temelini oluşturur. Bu düşünceyi anlayamayan biri ne darkneti nede kripto paraları anlayabilir.

    Aslında çoğunuz bilmeden bu görüşü savunanlardansınız. Son çıkan 5651’e gösterilen tepkiler, aile profili uygulamasındaki siber savaşlar, phorm olayındaki kitlesel tepki, sansür ile ilgili yürüyüşler. Aslında çoğunuz kripto anarşistsiniz fakat farkında değilsiniz. Bunlara destek vermeseniz bile aslında çoğunuz enformatik savaşının içindesiniz. Devletin ulaşmanızı istemediği şeylere bazı yöntemlerle ulaşabiliyorsunuz. Bu savaştaki askerlerden birisiniz fakat haberiniz yok. Aslında siber savaşlar hiç bitmiyor. Proxy ile ulaştığınız devlet tarafından illegal sayılan içerik devlete açılmış bir savaş cephesi, sadece farkında değilsiniz. Youtube kapalı kaldığında ona bile girdiniz, en basit örneğidir bu. Aslında siz yıllardır benim dünyamın içinde büyük biradere karşı savaşıyorsunuz.

    Konuyu dağıtmayalım. Gelelim onion ağı neden ölüyor konusuna? Teknoloji gelişiyor ve buna bağlı olarak anonimlik azalıyor. Daha fazla anonimlik isteyen kullanıcılar daha fazla güvenlik önlemi alıyor. Ne kadar fazla önlem = o kadar zor ulaşılan içerik. Bu yüzden onion ağına ulaşılmasını sağlayan kaynaklar yavaş yavaş içerik kaybediyor ve bir dönem sonra tamamen yok oluyor. Bu oldukça normal bir durum. Her yapı bir gün bu durumu yaşayacak. Fakat ağ yani yapı tamamen ölmez. O yapıdaki güvenlik seviyesi illaki birilerine yeter. O siteler ya da oluşumlar yerlerini korumaya devam eder.

    Gelelim biz madencilere. Darknet researcher olarak isimlendiriliriz. İşimizi en iyi açıklayan cümle şu olacaktır: “Kanalizasyonda altın aramak”. Peki, ne işe yararız? Her research firmasının ya da topluluğunun özel bir uzmanlığı vardır. Kimi data sızıntılarını araştırır, kimi terör olaylarını, kimi ipek yolunu. Bu yüzden amaçlar değişir. Ben bu işin data sızıntı araştırmasını yapan tarafındaydım. İşimiz şuydu: Sızdırılan datayı bul, temizle, analiz et ve karar ver, fixle, raporla, önlem al, istenirse yok et. Terör araştırması yapanlar ise genelde kaynaklarını izleyerek raporlarlar. Yukarılarda bir mesajda bahsetmiştim. Peki, bu işin kötü adamları yok mu? Elbette var. Genelde insanlık dışı istekleri olan kodamanlara hizmet verirler. Bazen böyle sorular alıyorum. Bu kodamanlar Hindistan’daki adama nasıl snuff filmi çektiriyorlar. Ağa girip filmi çekecek adamları aramıyorlar elbette. Anlattığım tipteki adamlardan(!) hizmet alıyorlar. Bu büyük ticaretler içinde böyle. Arada hep bir aracı oluyor. Fakat karşıdaki de aracıda kiminle çalıştığını bilmiyor. Reel dünyadaki yeraltı dünyası ile internettekinin farkı bu. Kendi işime dönersem, bu iş için özel bir eğitim var mı tarzında sorular alıyorum. Aslında hayır. Fakat temel kavramları, analizleri bilmeden, ağı tanımadan bu işi yapmak ne kadar kolay olur siz düşünün. İllaki veri mühendisi olmanıza gerek yok fakat en azından veri madenciliği konusunda tecrübeniz ve bilginiz olsun. Ağ yapısını tanıyın, algoritmik düşünebilin. Her şeyden önemlisi bu işte en önemli nokta sabır ve düşünce kontrolü. Bunları sağlayın.

    Türkiye’de bu işi yapan bir kurum yok. Uzun bir sürede olmayacak gibi görünüyor. Benim dışımda olması için uğraşan birbirinden değerli uzmanlar var. Varsın hiç olmasın. Fakat bu ağı bilin istiyorum. Kripto anarşizmi, hacktivizmi, bunların sonuçlarını, haklarınızı bilin, bizleri tanıyın istiyorum. Büyük biradere boyun eğmeyin istiyorum. İnanmak ya da inanmamak size kalmış. İnternet elinizin altında.

    Türkçe yazmaya başladığım 2012 yazından beri çok önemli aşamalar kaydedildi bu konuda. İnsanlar artık eskisinden daha iyi tanıyor bu ağı. Akademik çevreler tanımaya başladı. Bu aşamaya kadar düşüncelerini, eleştirilerini benimle paylaşan, bu ağı merak eden, araştıran, yazmam için heveslendiren, yardım eden, desteğini esirgemeyen herkese sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. R10 yönetimine de bu konuya gösterdiği anlayış için teşekkürler. İyiki konuya gelmişim, iyiki sizleri tanımışım.

    Başta da dediğim gibi bu darknet konusundaki tahminen son ufak yazım. Artık toplayıp büyük bir yazı ile kendi yazı serimi bitirmeyi planlıyorum. Daha fazla detay veremediğim için üzgünüm, açıklayabildiğim kadarını yazdım/yazıyorum. Sorularınıza eskisi gibi cevap vermeye devam edeceğim, lütfen soru sormaktan ve beni eleştirmekten çekinmeyin. Hepinize iyi forumlar dilerim...

    İ. Filazi
    Project 2875 / 29.06.14
    Kim olduğun, ne yaptığının yanında önemsizdir.