2026 yılının Mart ayı, küresel siyaset ve ekonomi için oldukça sancılı başladı. ABD ve İsrail’in İran’ın stratejik noktalarına yönelik gerçekleştirdiği operasyonlar, bölgedeki dengeleri altüst ederken, komşu ülke konumundaki Türkiye için de yeni bir risk ve fırsat haritası çıkardı.
Enerji Koridorları ve Akaryakıt Fiyatları
Gerilimin ilk ve en somut etkisi enerji piyasalarında görüldü. Hürmüz Boğazı’nın trafik güvenliğinin tehlikeye girmesiyle birlikte Brent petrol fiyatlarının 85 dolar sınırını zorlaması, Türkiye’de pompa fiyatlarına zam baskısını artırdı. Lojistik maliyetlerinin yükselmesi, e-ticaret sektöründen gıda fiyatlarına kadar geniş bir yelpazede enflasyonist baskıyı tetikliyor.
Borsa İstanbul ve Yatırımcı Refleksi
BIST 100 endeksi, jeopolitik risklerin artmasıyla Mart ayının ilk haftasında 13.000 puan seviyelerinde dalgalı bir seyir izlemeye başladı. Özellikle bankacılık ve havacılık endekslerindeki satış baskısı dikkat çekerken, savunma sanayii hisselerine olan ilginin arttığı gözlemleniyor. Yatırımcılar için "güvenli liman" arayışı, altının ons fiyatını da yukarı yönlü hareketlendirmiş durumda.
Türkiye’nin Diplomatik Rolü
Türkiye, bu krizde "itidalli güç" rolünü korumaya çalışıyor. Dışişleri Bakanlığı’nın bölgedeki istikrar vurgusu, hem sınır güvenliğinin korunması hem de ticari akışın devam etmesi açısından kritik öneme sahip. Özellikle İran sınırındaki gümrük kapılarında ticari yük geçişlerinin açık tutulması, ihracatçılarımız için hayati bir nefes borusu olmaya devam ediyor.
Orta Doğu’daki bu sıcak gelişme, sadece bir askeri operasyon değil, aynı zamanda küresel tedarik zincirlerinin yeniden test edildiği bir süreçtir. Türkiye, stratejik konumuyla bu süreci en az hasarla atlatmak adına ekonomi ve dış politika arasında hassas bir denge yürütmek zorundadır.
Orta Doğu’da Kartlar Yeniden Karılıyor İran-İsrail Geriliminin Türkiye Ekonomisine Etkileri
0
●102