
19-05-2010, 21:19:36
|
| |
Nukleersantral.org - Nükleer Santrale Hayır | | Merhaba;
Eğer sende nükleer santrale karşıysın songelişmelerden haberdar olamk için; http://www.nukleersantral.org a
İmza atıp destek vermek istiyorsan; http://www.nukleersantral.org/imza adresine Alıntı: Neden Katılmalıyım?
Ortadoğu ve Kafkasya’da hızla tırmanan savaş; bir enerji savaşı. Küresel kriz karşısında kapitalizmin ecelini bir kez daha ertelemek için bu savaşta insanlığı bir nükleer maceraya sürüklemekten kaçınmayacağı bir gerçek. Hiroşima’ya atılan atom bombası ile başlayan Soğuk Savaş döneminin ardından dünya haritası, bir kez daha nükleer hesaplarla çiziliyor ve Gazze’de yaşanan vahşet görüntüleri bir nükleer felaketin de habercisi olabilir. Savaş görüntüleri ve atılan bombalar, doğalgazımızın her an kesilebileceğinin ve ertesi gün uzayacak fatura kuyruklarının da habercisi. Yaşanan trajedilere sessiz kalamayacak kadar kriz tarafından kuşatılmış durumdayız ve insanlık için çember gittikçe daralıyor.
Kapitalizmin tarihi boyunca hiçbir sektör, enerjinin sahip olduğu ayrıcalığı tahtından indirmeyi başaramadı ve bu seferki ekonomik krize eşlik eden çok daha yapısal bir enerji krizi söz konusu. Enerjinin üretim sürecindeki etkin kullanımı, her zaman ekonomik gelişmenin ve aynı endüstriyalist bakışın sonucu olarak, kalkınmanın temel göstergesi kabul edildi. Bütün gözü karalığı bir yana kapitalist ekonomi, petrol ve doğalgaza olan bağımlılığını yenilenebilir ve temiz enerji ile ikame edebilecek bir teknolojik alternatife sahip değil. Bu nedenle enerji konusu, krizi anlamak açısından da odaklanması gereken temel başlıklardan birini oluşturuyor
Büyü ya da Öl
Amerikan enerji devi ENRON’un iflası ile patlayan küresel ekonomik kriz, en alttakilerin daha da yoksullaşması ve iklim değişikliği başta olmak üzere ekolojik krizle birlikte derinleşiyor. İklim değişikliği konusunda yapılan uluslar arası toplantılarda indirim hedefleri mevcut büyüme oranları üzerinden hesaplanıyor. En son yayınlanan Stern Raporu ve Poznan’daki toplantılarda, ekolojik felaketlerin önüne geçmek için öngörülen bütün politikalar, ekonomik büyüme hesaplamaları ile ortaya koyuldu. Ama bütün bu hesaplar, çevre korumacı yaklaşımların algılayabileceğinin çok ötesinde, kapitalizmin tarihsel evrimi içinde “büyü ya da öl” ikilemini bir kez daha ele veriyor.
Türkiye’de de büyük sermaye gruplarının teker teker enerji sektörüne girme hedeflerini açıklamaları, termik, hidrolik ve rüzgar santrali ihaleleri furyası ve enerji sektöründeki her türlü kamu denetimin ortadan kalkması, enerji alanındaki yolsuzluklar, kapitalizmin tarihsel ve fiziksel bahsi konusunda küresel ölçekte yaşananların bir izdüşümü. Tehlikeli, pahalı, ilkel ve dışa bağımlı nükleer santrallerin üçüncüsü ve dördüncüsü konuşulmaya başlandı. Hükümet, Enerji Bakanlığı ve TAEK el ele Türkiye’yi bir nükleer cehennemine dönüştürmek üzereler. | Eğer bu konuları tartışma istiyorsan; http://www.nukleersantral.org/forum adresine seni bekliyoruz. |