Ne zaman soyunacağız?
Hepimiz biliyoruz ki hiçbir zaman.
Sahtekar geldik sahtekar gideceğiz. Yok, ömrümüzün ilk birkaç yılı iyiydik. Önce yürümeyi, sonra konuşmayı, hemen ardından anasının gözü olmayı öğrendik. Öğreniş o öğreniş.
İşin komik yanı, herkes şikayetçi bu durumdan. Ama kimsenin öncü olmak gibi bir niyeti yok. Olsa ne olacak ki? Farkına bile varılmaz. Kim nasıl ayıracak gerçek çıplaklığı sahtesinden? Herkes oynuyor. Arada kaynayıp gidecek.
Boş verin o zaman. Devam edelim kat kat giyinmeye.
Seviyorsak belli etmeyelim.
Sevmiyorsak seviyor gibi yapalım.
Zaaflarımızı çaktırmayalım.
Derdimizi anlatmayalım.
Beklentilerimizi açık etmeyelim.
Bir gün kullanırlar korkusu.
Bir gün kullanırım hesabı. İşte bütün mesele bu.
Bütün ilişkilere yansıyor. Belki de en saf gibi görünen ana-evlat ilişkisine bile. En azından evlatlardan sıfır değil.
Hayvan diyoruz ya hakaret etmek için. Aslında hayvanlaşırsak o kadar normalleşiyoruz galiba.
Kedilere yemek veriyorum, yinede elimi tırmalıyorlar. Yalakalık yok yani. Mecbur hissetmiyor kendini elimi yakalamaya. Ne kaz gelecek yerden tavuk esirgememe, ne de kö
prüyü geçene kadar ayıya dayı deme gibi bir eğilimleri var.
Ha diyeceksiniz ki “Hayvanlar birbirlerini yiyor” EVET AMA HİÇ OLMAZSA KİMDEN KORUNACAKLARINI BİLİYORLAR. KARACA MESALA. KAPLANA RASTLADIMI BİLİYORDUR Kİ GİDİCİDİR.
Ben ne bileyim kimdir kaplan?
Aslanı kaplanı kurdu hepsi aynı kılıkta.
Siz ayırabiliyor musunuz dostunuzu, düşmanınızı?
Kim sever sizi gerçekten?
Kim dert edinir derdinizi?
Kim kazar kuyunuzu?
Ayırabiliyorum demeyin bana. Habire yaşadığınız hayal kırıklıkları ne o zaman?
Netice olarak
Hesap kitap.
Tezgah.
Plan.
Kurnazlık.
Sevgisizlik.
Kandırmaca ile örmüşüz anayurdu dört baştan.
Yapacak bir şey yok. Bu çarkın içinde dönüp duracağız. Sağlıklı insan olmanın şartıda diyebiliriz buna.
İtiraz edene iyi gözle bakmıyorlar.
Sosyal hayata uyum sağlamama gibi bir teşhis bile koyabilirler. Tıpta benim bilmediğim fiyakalı bir isim vardır elbet.
Ama hepimizi geren bir tarafı da var tabii bu durumun. Kolay değil yani sabahtan akşama kadar sahtekarlık. Hepimiz stresten çatlıyoruz haliyle.
Neyse ki stresle başa çıkmanın yüzlerce yolu, bu yolları öğreten onlarca kitap var. Derdi veren Allah dermanı da vermiş. Bu da onun gibi bir şey işte. Önce ger kendini, sonra gevşet. Dert de bizde derman da... J
Stressiz ve sahtekarların olmadığı bir hayat temennisiyle.......
Nasıl olacaksa?